Yastığın ıslandığında gözyaşlarından, ciğerlerin pes ettiğin de sigarandan, beynin acılarını artık kaldıramadığından uyursun sonra sabaha birkaç saat kala. Uyuman için tek sebep yoktu, uyanman için tonla sebep birikir o an. Tuhaf değil mi? Okula geç kalırsın, annen rahat bırakmaz, nefret ettiğin ama kurmak zorunda olduğun alarm rahatsız eder, kahvaltıya çağırırlar sebepsiz. Yediğin kazıkları anlatıp ben tokum diyemezsin. Uyutmazlar işte seni. Oysa sadece sen bilirsin gece kendinle nasıl cebelleştiğini. Sadece sen bilirsin uyumak için nasıl çırpındığını.
Aslında kolaydır içine atmak fakat bir gözyaşı daha kaldıracak yer kalmadıysa içinde, bu defa dışarı kusmak gerekir. Çıkartırsın ne varsa içinde, kusarsın tüm geceye. Kimse duymaz yastığı ısırarak attığın hıçkırıkları, kimse görmez sigaranı sigarayla yaktığını, kimse bilmez kan çanağına dönen gözlerinin kaç damla gözyaşı akıttığını. Öyle olur çünkü. Yüzündeki hüznü evden çıkınca bırakmak zorundasındır odanın bir köşesine. Arkadaş ortamına girince gülümsersin, bilirsin işte, yaparsın bunu. Bu yüzden ne zaman eve gitsen, otobüsün camından dışarıya bakarken bir burukluk olur sebepsiz
bazen zehir içmek gibi bazen çocukluğuna dönmek gibi bir harekettir. bazen yüreğine batar insanın kelimeler. konuştukları ve sustukları. ben bu aralar sadece susmak istiyorum ama böylede olmaz biliyorum. keşke bir müddet yalnız kalsam ve kırılmasam. sulugöz olmaktan kendimi bildim bileli nefret ediyorum. hiçbir zaman bana bir yararının olduğunu görmedim. bir de sevdiğiniz, sevildiğiniz birisi varsa en ufacık şey ağlamanıza sebep oluyor ya işte bu duygu bazen bana çok çirkin, çok kilolu, çok sığ, çok basit, çok korkak, çok güçsüz, her zaman her koşulda sevilemez birisi gibi hissettiriyor. hayır o kötü birisi değil onu çok seviyorum o da çok seviyor ama ben daha çok seviyorum. o yüzden herşey gözümde büyüyor ve ben çok düşünmekten kafayı yiyorum. sessiz kalmak istiyorum.