Çalışmanın insan doğasına kırbaç ile yerleştirildiğine inanan birisi... İş ortamında doğduk, iş ortamında büyüdük, iş ortamında ölüyoruz. İşten nefret ediyorum...
Nasılsınız? diye sorulduğunda Yuvarlanıp
gidiyoruz cevablyla "10 numara > cevabı çok
farklı duyguları çağrıştırır. Mutlu bir hayat için,özellikle kendi kendimizle ve başkalarıyla nasıl
konuştuğumuz çok önemlidir. lyi duyguları
abartı ifadeleriyle daha da güçlendirmek,
Aslina bakarsanız, tüm doğrular hepimiz için ortak.
Sev, pozitif ol, mutlu ol..
Hayatımızda bize özel bir sey varsa, onlar aslında
negatiflerimiz.. Bir başka deyişle, pozitife ulaşamama
nedenlerimiz. Neden sevemediğimiz, neden pozitif
olamadığımız, neden mutlu olamadığımız geçmişteki
negatiflerimizle ilgili.. Aslında biz geçmişteki
olumsuzluklarıtemizleyerek, standartdoğruları zorlamak
yerine, beynimizde bize özel bir sey gerçekleştiriyoruz.
Tanrı insafa gelip dünyayı kurtarması için oğlunu gönderdiğinde ne olmuş? Kendi icat ettiği adaletin pençelerinden kendisi bile kurtulamamış. Yasalar düğümü öyle bir karmaşa yaratmış ki, Kutsal Oğul çarmıha gerilip kurda kuşa yem olmuş. Öyle kolay ve basit bir duruşma da yapılamamış, oradan oraya sürüklenmiş. Ananias'tan Caipas'a, rahiplerden Pilatus’a... Pontius Pilatus, Roma hukukundaki yasaların yetersiz olduğunu açıklayınca, sıra Herodes’e gelmiş, o da Yahudi yasalarının ölüm cezasını öngörmediğini ileri sürerek topu yeniden Pilatus’a atmış. O da paçasını kurtarmak için halka bir ara-yaptırım önerisi sunmuş: Oğulu iyice sopalattıktan sonra, yaralı yaralı halka sergilemiş. Ama bu da bir işe yaramamış. Günümüz savcılarının pek çoğu gibi, Pilatus da mahkûmun bedelinden kurtulmak isteyerek, İsa’yı Barrabas ile değiş tokuş etmeyi önermiş, artık adalelin kesin sonuç belirleyen bir gösteriye dönüştüğünün farkındaymış elbet. Kesin sonuç: mahkûmun ölümü.