Zaten bir zamanlar iyi yürekliydim, ilkel bir biçimde de olsa. Duygulu bir insandım. Ama sonra felekten yemediğim sille, tokat kalmadı; hatta, felek beni yumruklayarak yoğurdu bile diyebilirim. Böylece ben de şimdi sert, dayanıklı olmakla övünüyorum. Ama ne de olsa benliğimin özünde hala yumuşak kalmış bir şey var. Sert kabuğumdaki birkaç çatlağın içinden de bu öz hal dışarı vuruyor. Nasıl benim için hala umut var mı dersiniz?
'Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin,' demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir."