''Evet, ama siz ne de olsa kaprisli bir insansınız, efendim, öyle değil mi?''
''Beni salt yüzlerinin güzelliğiyle çeken kadınlara karşı evet! Onların duygusuz, ruhsuz olduklarını keşfedince, sığ, basmakalıp, inceliksiz, huysuz, sıradan, belki de aptal olduklarını öğrenince iblis kesilirim ben! Ama bir kadın ki derindir, içtendir, dürüsttür, konuşmasını bilir; bir ruh ki ateşten yapılmıştır; bir karakter ki eğilir, ama bükülüp kırılmaz... Hem esnek, hem dimdik, hem uysal, hem de prensip sahibidir... İşte böyle bir kadına karşı ben her zaman vefalı, her zaman sevecenimdir.''
Hele böyle, şimdiki gibi, yakınımda olduğun
zamanlar. Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış. Öyle sanıyorum ki aramıza dağlar, denizler girerse bizi birbirimize bağlayan bu ip kopacak. O zaman da için için kanlarım akacakmış gibi bir kuruntuya kapılıyorum. Sana gelince... Sen hemen unutursun beni!