Peki biz, gerçekten ne için varsak onun için mi yaşıyoruz; yoksa yaşadıklarımızı anlamlandırmak için mi amaç arıyoruz?
Bu kitabı okurken, altını çizdiğim cümlelerden çok, durup kapattığım anlar aklımda kaldı.
Dili akıcı ve anlaşılır olsa da, bu sadelik bazı okurlar için derinlik, bazıları için tekrar hissi yaratıyor. Eser, net cevaplar sunmaktan çok, okurun kendi cevaplarını aramasını istiyor. Bu yönüyle yol arayanlar için bir pusula, daha ayrıntılı açıklamalar bekleyenler için ise sınırlı kalabiliyor.
Öztekin, hayatın karmaşası içinde savrulan insanı, tekrar merkezine çağırıyor: Neden yaşıyorum? Ne için varım? Bu sorular, kitap boyunca yüksek sesle değil ama sürekli fısıltıyla okurun zihninde dolaşıyor.
Okuyacaklara hayırlı okumalar dilerim. :)
Sahip olduğumuz hatalı bilinç ya da yanlış bilgiler ve önyargılarımız bize acı vermediği için hiçbirini değiştirme ya da sorgulama ihtiyacı duymadan yaşayıp gidiyoruz.