Ertesi hafta yeniden buluşmuşlar aynı çay bahçesinde bizimkiler. Buluştuktan az zaman sonra garson gelmiş. Babamın bir şey demesini beklemeden annem atılmış, “Bize bir çay” demiş gülerek. Garson tek çay getirmiş, ilk yudumunu annem almış, sonra bardağı babama uzatmış. Her hafta buluşmuşlar, bi çay söyleyip birlikte içerek açılmışlar birbirlerinin denizine. “Dudağımın iz bıraktığı yeri çevirip, oradan içerdi baban” diyor annem. Gördüğüm en güzel öpüşme sahnesi...
(Annemin anlattığı bir anı geldi aklıma.Dedemde anneannemin çay bardağını alıp ,çayı yudumladığı yerden içermiş . Sevgi diliymiş sevgisini gösterme şekli samimi içten şahsına münhasır )
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oynaması gayet basit,” dedi Nora’ya. “Ama ustalaşmak zor. Yaptığın her hamlede olasılıklarla dolu yepyeni bir dünyanın kapılarını açıyorsun.”
Nora atlarından birini ilerletti. Bir süre böyle devam ettiler.
Bayan Elm kendi yorumunu kattı. “Oyunun başında, hiç varyasyon yoktur. Taşları yerleştirmenin tek bir yolu vardır. İlk altı hamlenin ardından dokuz milyon varyasyon ortaya çıkar. Sekiz hamleden sonra 288 milyar farklı seçenek belirir. Olasılıklar gitgide artar. Satranç oynamanın evrendeki gözlemlenebilir atom sayısından daha çok yolu vardır. Yani işler bayağı bir karışır. Oynamanın tek bir doğru yolu yoktur, birçok yolu vardır. Satrancın olduğu gibi, hayatta da her şeyin temelinde olasılık yatar. Bütün umutların, bütün hayallerin, pişmanlıkların, yaşadığımız her bir anın
Hayatta kalıplar var… Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye sıkışmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek.Demek istediğim,acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak,her şey çok daha kolay olurdu.. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk yok.Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.”