A.

Tam şu anda dönüp kendi hayatınıza bakın; arkadaşlarınıza, akrabalarınıza, yoldan geçen insanlara bakın. Kaçımız o yüceltilmiş insan profiline uyuyoruz? Kaçımız mutlu mesut bir biçimde kirayı, mutfak masraflarını, ucu açılmış ayakkabılarımızı, ödemelerimizi düşünmeden hayatımızı sürdürebiliyoruz? Çalışmaktan, mücadele etmekten kemiklerimiz sızlıyor artık ve yüz binlerce liralık saat takan birileri çıkıp bize; kodlama öğrenin, dil öğrenin, felsefe okuyun, sabah beşte uyanıp güneşi selamlayın, diyor. En hafif ifadeyle; hadi oradan kardeşim, hadi oradan! Yığınlar için hayat, sandığınız kadar basit ve zahmetsiz işlemiyor. Tek derdi onurlu bir biçimde hayatta ka mak olan insanlara "Düşünceni değiştirirsen dünyan değişi kaderin değişir," diyemezsin.
Alıntı
Reklam
Bu nasıl bir acı Bir öğretmen olarak gözümüzde sadece çocuklarımız canlanıyor sıranın bize gelmeyeceğinden emin değiliz çocuklarımızı neyden hangi tehlikeden koruyacabileceğiz aynı anda kaç çocuğa yetişebileceğiz
Ey dilrübâ, Ne sen bir adım indin arş-ı nazından, Ne ben çözdüm gururumun zırhını. İki mağrur sultan gibi Aynı tahtın hasretiyle yandık da Bir selâmı çok gördük birbirimize.. ​Bilirsin; Aşk dediğin ya secde ister ya isyan. Biz ne secdeye vardık, Ne isyanı seçtik. ​Ortada suskun bir harp meydanı bıraktık, Kırık kılıçlarımızı kalbimize saplayarak. ​Ateşimi avuçlarımda sakladım da Bir "gel" demedim ardından. Perde perde indirdin gururunu yüzüne, Bir "kal" diyemedin bana. ​Ah o inat! İki dağın başı duman, Arasında kavuşmaya hasret bir vadi. Ne sen yağmur oldun üstüme, Ne ben rüzgâr olup vardım sana. Böylece kurudu içimizdeki bahar.
Alıntı
Kör Kuyu
Hissettiğimiz kadar varız birbirimiz için, daha fazlası yok Aysel.
Alıntı