istenilen paranın ne kadar olduğunu Nuri Bey'den, o da Nazır'dan sordu: Nazır, küçük diline dolanan bir sesle cevap verdi:
"Beş yüz lira!"
Nuri Bey sakalına kadar sapsarı oldu. O gün devlet hazinesinde beş yüz lira yoktu; Osmanlı İmparatorluğu altı yüz senelik sakalıyla dileniyordu.