Kâmran, biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. Ben asıl bugün dul kalıyorum… Bütün olan, geçen şeylere rağmen, sen yine bir parça benimdin; ben bütün ruhumla senin…
Yalnız bir gün, hatta bir gün bile değil, birkaç saat birbirimizi görmüştük. Hangi gizli ruh alakası bizi birbirimize bağlamış, iki sene sonra kırk yıllık iki dost, hatta bir baba kız gibi bizi birbirimizin kollarına atmıştı? Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!..
“Kızlarım, ümitsiz hastalıkların, mukadder felaketlerin son bir ilacı vardır; Tahammül ve tevekkül. Elemlerde bir gizli şefkat var gibidir. Şikayet etmeyenlere, kendilerini gülerek karşılayanlara karşı daha az zalim olurlar.”
Elbette her şeyi birlikte yaşayacaksınız ama bu beraberlikte bırakın aranızda boşluklar, mesafeler olsun. Cennetin rüzgarları aranızda dans edebilsin. Birbirinizi sevin ama bunu sıkı bir bağa dönüştürmeyin. Birbirinizin bardağını doldurun ama herkes kendi bardağından içsin. Yan yana durun ama çok da yakın olmayın, çünkü mabedi ayakta tutan sütunlar aralıklı dururlar. Ve meşe ile selvi bir diğerinin gölgesinde büyüyemez.