Nursu

Nursu
@nursreadin
okuduğum kitapları paylaşıyorum
29 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Pürdikkat Biri Olmak
Puan vermedi·312 syf.··
2026 3. kitabı
Pürdikkat kitabı, dikkat dağınıklığıyla baş etmeyi somut bir çerçevede ele alıyor. Yazar oluşturduğu davranış modeliyle meseleyi dışarıdaki gürültüden uzaklaştırıp gürültüyle kurduğumuz ilişkiye yönlendiriyor. Yazarın oluşturduğu model temel adımlardan oluşuyor: içsel tetikleyicilerde ustalaşmak, dışsal tetikleyicilerin izini sürmek ve dikkat dağıtıcıları engellemek. Yazara göre dikkatimizi yeniden kazanmanın ilk adımı, içsel dünyamızda neler olup bittiğini anlamak. Sonra ise etrafımızdaki dışsal tetikleyicileri mercek altına almak. Bu iki adımı atlayarak yapılan müdahaleler yazara göre eksik müdahalelerdir ve başarısızlıkla sonuçlanması çok muhtemeldir. Tüm bu çabanın temelinde şu gerçek yatıyor: Zaman, sahip olduğumuz en önemli şey. Ve zamanı yönetmek, aslında acıyı yönetebilmekten geçiyor. Rahatsız edici duygulardan kaçmak yerine onlarla durabilmek, dikkatimizi istediğimiz yöne kanalize etmenin ön koşulu. Zaten insan, rahat olmak için yaratılmamıştır. Kitapta da belirtildiği üzere: “Tatmin olmuş hissetmek canlı türleri için iyi değildir. Bugün var olmamızın nedeni, atalarımızın sürekli endişeli olmak üzere evrimleşip daha çok çalışıp çabalamalarıdır.” Yani dikkatimizi geri kazanmaya çalışırken hissettiğimiz stres hayatın doğal bir parçası. Mesele bu stresi doğru yönetebilmek. Ayrıca yazar kitapta pürdikkat kişiyi; kendine, ailesine, arkadaşlarına ve işine vakit yaratabilen ve bu yaratılan vakti doğru yönetebilen kişi olarak tanımlıyor. Yani dikkatimizi kazanmak kendimiz ve çevremiz için yapmak istediklerimiz konusunda da oldukça önemli. Sonuç olarak, Pürdikkat bize asıl sorunun dışarıda değil, kendi içimizde başladığını gösteriyor. Dikkatimizi geri kazanmak teknik bir mesele değil, bir farkındalık ve tercih meselesi. Ve bu tercihi yapmak, her şeyden önce
PürdikkatNir Eyal · Nova Yayınevi · 2021438 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aşkın Dönüşümü
Puan vermedi·256 syf.··
2025 14. kitabı
-YALANCI İLİŞKİLER Tolstoy denilince akıllara hemen “Savaş ve Barış” veya “Anna Karenina” gibi devasa romanlar gelse de, onun daha küçük hacimli eserleri de aynı derinlikle doluymuş. Yalancı İlişkiler (Aile Saadeti), özellikle kadınların duygusal dünyasında, aşkın ve evliliğin zaman içindeki kaçınılmaz dönüşümüne odaklanan bir kitap. Kitap, genç ve romantik Maşa ile, annesinin vasiyeti üzerine ona göz kulak olan, kendisinden yaşça büyük Sergey Mihayloviç'in hikayesini anlatır. Hikaye, ilk aşkın o büyülü, sarmalayıcı ve her şeyi güzelleştiren atmosferiyle başlar. Tolstoy, bir kadının ilk aşkını anlatmakta başarısıyla beni çok şaşırttı. Maşa'nın içinde hissettiği o coşku, heyecan, tutku ve dünyanın sadece iki kişilik bir yer olduğu inancı, o kadar samimi ve canlı tasvir edilmiş ki, kendimi maşa ile birlikte ilk aşkımı yaşıyor gibi hissettim. Bu ilk kısımlar, aşkın en katıksız, en idealize edilmiş hali gibiydi; zihnin ve kalbin sadece bir insana odaklandığı o sihirli dönem. Ancak Tolstoy’un asıl anlatmak istediği, aşkın bu ilk ateşinin sönmesinden sonra ne olduğudur. Evlilik ve beraberindeki gündelik hayat, bu büyülü perdeyi yavaş yavaş kaldırır. Maşa ile Sergey'in şehir yaşamı ve kır yaşamı arasındaki git gelleri, sosyal hayatın getirdiği yüzeysel ilişkileriyle beraber birbirlerine olan tutkularının yerini alışılmış, sıradan bir beraberliğe bırakır. Tolstoy, bir kadının bu dönüşüm karşısında yaşadığı hayal kırıklığını, yalnızlığı ve "acaba aşk bitti mi?" sorusunun getirdiği varoluşsal sıkıntıyı sanki bir kadının içini görmüş gibi bir duyarlılıkla resmeder. Maşa, ilk aşkının yoğunluğunu özler, onu tekrar yakalamaya çalışır ve bunu başaramayınca kendini yabancılaşmış hisseder. Bu, Maşa gibi uzun süreli ilişkiler yaşamış pek çok kadının aşina olduğu bir duygudur:
Yalancı İlişkilerLev Tolstoy · Mavi Çatı Yayınları · 20166,7bin okunma
Reşat Nuri ile Anadolu Yollarında
Puan vermedi·287 syf.··
2025 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 20:29
Reşat Nuri Güntekin Anadolu Notları 1-2 Anadolu Notları, edebiyatımızın usta kalemi Reşat Nuri Güntekin'in, bir müfettiş olarak 1930'lu yıllarda Anadolu'nun dört bir yanına yaptığı gezilerin samimi, sıcak ve bir o kadar da eleştirel bir fotoğrafıdır. Reşat Nuri Güntekin, sadece bir müfettiş olarak değil, bir dost, bir gözlemci, bazen hüzünlü bazen gülümseyen bir yol arkadaşı olarak eşlik ediyor bu yolculukta. Kitap, bir raporun soğukluğundan uzak, adeta günlük tadında ilerliyor. Yazarın bir akşamüstü bir kasaba hanında karşılaştığı öğretmenle yaptığı sohbet, bir tren istasyonundaki küçük bir çocuğun meraklı bakışları, dağ başında unutulmuş bir köyün hikâyesi... Her anı, o dönemin ruhunu size yaşatan canlı tablolar gibi. Reşat Nuri'nin kaleminin en büyük sihri ise, gördüğü yoksunluklar ve zorluklar karşısında yıkılmadan, ama duyarsız da kalmadan yazabilmesi. Hüznü ve mizahı aynı cümlede buluşturabiliyor. Bu, insanın o bildik direncinin ve tebessümünün ta kendisi aslında.
Edebiyat
Anadolu Notları 1-2Reşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20072,180 okunma
SAMİPAŞAZADE SEZAİ- SEGÜZEŞT KİTAP İNCELEMESİ
Puan vermedi·96 syf.··
2025 4. kitabı
Tanzimat döneminin en çarpıcı toplumsal eleştirilerinden biri olan Sergüzeşt, adından da anlaşılacağı üzere bir kader yolculuğunu anlatır. Sezai, romanda kölelik kurumunu sadece fiziksel değil, psikolojik ve ahlaki çöküş üzerinden resmederek Osmanlı’nın medeni yüzünün ardındaki karanlığı teşhir eder. Kitabın 33 yıl baskıya ara vermesi de bu noktada oldukça anlaşılırdır. Dilber, henüz 9-10 yaşında bir çocukken İstanbul’daki bir esir pazarında satılır. Bu sahnede alıcılar, onun fiziksel özelliklerini rengi, bir malın kalitesini kontrol eder gibi inceler. Sezai, burada insanın ekonomik bir nesneye dönüştürülmesini vurgular. Dilber’in sonraki satışları da bu sistemi devam ettirir. Dilber’in Asaf Paşa konağındaki yaşamı, köleliğin fiziksel şiddetten çok psikolojik tahakküm içerdiğini gösterir. Kitap içerisinde Dilber’in kimliksizleştirildiğini, cinsel obje olma tehdidine ve duygusal manipülasyonlara maruz kaldığını görürüz. Dilber, Mısır’da cinsel istismara uğrayınca Nil Nehri’ne atlayarak intihar eder. Bu eylem, kölelik sistemine karşı son ve en keskin protestodur: Bu final, köleliğe dair iki kritik mesaj taşır: 1. Özgürlük Yalnızca Ölümle Mümkündür: Dilber için bedeni, sürekli satılan bir "mal"dır. Ruhunu özgürleştirmenin tek yolu, bu bedenden kurtulmaktır. 2. Kadın Bedeni Üzerinden İktidar: Osmanlı’da cariyelik, cinsel tahakkümün kurumsallaşmış biçimidir. Dilber’in intiharı, bu tahakküme bedeli ne olursa olsun boyun eğmeyeceğinin isyanıdır. Sergüzeşt, bir trajediden çok sistemin çürümesine dair bir belgedir. Dilber’in gözyaşları, bugün bile insan ticareti, cinsel sömürüve sınıfsal eşitsizlikler sorgulanırken etkisini sürdürür. Sezai’nin şu sorusu hâlâ yankılanır: "Bir insanın kaderi, başkasının elindeki parayla mı yazılır?" Roman, tüm okurları, "efendi" konforunu
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Jack London Yıldız Gezgini İncelemesi
Puan vermedi·344 syf.··
2025 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 21:54
Jack London, bu eserinde, hapishane sisteminin yıkıcılığını, insan bedeni ve ruhu üzerindeki şiddetini metaforik bir dille ele almış. Roman, gerçek bir hikâyeden esinlenerek yazılmış: San Quentin Hapishanesi’ndeki mahkûm Ed Morrell’in yaşadıkları. Romanın ana karakteri Darrell Standing, idam cezasına çarptırılmış bir üniversite profesörüdür. Suçu, bir profesör meslektaşını öldürmektir ancak hikâye boyunca cezaevindeki vahşet, asıl odak noktası haline gelmektedir. Standing, hücre hapsine mahkûm edilir ve sık sık strappado. adlı bir işkenceye maruz kalır(Elleri arkadan bağlanıp tavandan sarkıtılarak saatlerce asılı bırakılır.) Bu sahneler, hapishane gardiyanlarının insanlıktan çıkan tavırlarını ve devletin meşru şiddetini sembolize edilmiştir. Hapishane yönetimi, mahkûmları disiplin adı altında aç bırakır, dayak atar ve tecrit eder. London, burada yalnızca fiziksel şiddeti değil, kimliksizleştirme ve umutsuzluk gibi psikolojik baskı mekanizmalarını da işler. Standing, çektiği acılardan kurtulmak için astral seyahat yöntemini keşfeder. Geçmiş yaşamlarına dair vizyonlara dalarak zihnini özgürleştirir. Ancak bu kaçış, aynı zamanda gerçek dünyadaki zulmün daha da keskinleşmesine yol açar. London, şu çelişkiye dikkat çeker: Mahkûmun zihni özgürken bedeni, gardiyanların ellerinde bir kukladır. Astral seyahat sahneleri, aynı zamanda tarih boyunca baskı görmüş insanların ortak deneyimlerine de gönderme yapar. Standing, geçmiş yaşamlarında köleler, savaş esirleri ve zulüm görenlerle özdeşleşir. London’ın eleştirisi, bireysel kötülükten çok kurumsal şiddete yöneliktir. Roman boyunca gardiyanlar ve müdür, kişisel olarak kötü niyetli değil, sistemin birer parçasıdır. Burada London’ın sosyalist bakış açısı da oldukça belirgindir. London eserinde bizlere “Bir insanın bedeni
Düşünce
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma