“Bu insanlar böyle, hem yaşayamazlar hem yaşatmazlar... Ezmek öldürmek isterler, kadınız biz, ezik olmalıyız, güçsüz olmalıyız, onlara uymalıyız, uymazsak kırarlar, döverler, biçerler, üzülme, her şey düzelecek”
Sen bir simge değilsin, sen bir savaş sembolü değilsin... Evlilik bir kurallar abidesi ve sen de evlisin. Ne için savaşıyorsun?Hangi kuralı yıkabilirsin? Önce içinde yaşadığın kuralları yık,
sonra özgürlük savaşı ver... Nereye gidebilirmişim?Beni koruma altına almaya çalışıyor, kadın olduğum için, kadın olarak doğduğum için, sanki bir zavallıyım ben ve bana birçok şey bağışlanıyor... göz yumuluyor, hoş görülüyor... Ya da suçlanıyorum, hoş görülmüyorum, bağışlanmıyorum. Ya hoşgörüp bağışayacaklar, ya da aşağılayıp suçlayacaklar...Kadın olduğum
için, yalnızca kadın olduğum için.
Bir cam kavanozda yaşamışlığımla, beynimin içindeki tüm güzel hayallerle, o hayallerin yıkılışındaki şaşkınlığımla... Kendi kendimle çok güzel eğlendim.
Hepimiz esir değil miyiz, sen esir değil misin? Böyle gelmiş böyle gidecek...”. Hayır Fatmanım, böyle gelmiş ama böyle gitmeyecek... Bir şeyler yapacağız, yapacağız.”