Bu kasaba ölü gibiydi. Bir dedikodu yuvası, bir cadı kazanıydı. Herkes, herkesin en gizlisini biliyor, herkes herkesin en küçük sürçmesini bağışlamıyordu. Her gün binlerce dedikodu yaratılıyordu. Dedikoduya kurban gitmeyen, dedikoduyla yöresini sindirmeye çalışmayan hiç kimse yoktu. Durgun sıkıntılı kasabada herkes birbirinin gözüne oyuyor, kuyusunu kazıyordu...