"Biz toplum olarak inanç odaklı bir uygarlıktan bilgi odaklı bir uygarlığa geçme süreci içindeyiz. Geçmek istediğimiz Batı uygarlığının niyetini, bilgisini, becerisini ve uygulama sorumluluğnu tam keşfedemedik."
Güçlü ülkeler, milyarlarca insanı "tüketici" haline getirmek için diktatörlüklere değil; tam tersine, açık ve şeffaf demokrasilere ihtiyaç duyuyor.
Böylesine saydam bir pazar arayışı içindeler.
Türkiye bu kalıplara uymuyor.
(Sabah, 16.03.2001)
Yokuş aşağı gitmeye devam ediyoruz. Ve her geçen gün biraz daha anlaşılıyor ki içinde bulunduğumuz durumu "ekonomik kriz" sözleriyle açıklamak olanaksız.
Bu, ekonomik bir kriz değildir.
Ekonomideki yangın, hastanın yükselen ateşidir belki ama hastalığın kökü başka yerdedir.
Türkiye bir türlü dünyalı olamıyor.
Olmamakta diretiyor.
(Sabah, 16.03.2001)
"İşte beni de düşündüren ve çok rahatsız eden nokta bu; Türk insanının davranışlarına bakarak -farkında olarak veya olmayarak- onun aslında kötü karakterli olduğu gibi imasında bulunmak. Bu tür imalar birike birike bizi birbirimize düşmanca bakmaya götürür. Halbuki insanların davranışlarını onların yetişme biçiminin,belirli koşulların, kültürün, genel 'Yaşam nedir, insan nedir?' sorularına yanıt veriş tarzının bir sonucu olarak görürsek insanlara daha bir hoşgörüyle ve sabırla yaklaşırız."