"Şu kaba atasözü her yol Roma'ya çıkar bir metafor olarak alınabilir. Ve insanın iç dünyasına uygulanabilir; her şey, sonsuzluğun iki biçimi olan, cezaya ya da ödüle götürür. İnsan ruhu tutkularla dolup taşar; başka bir bayağı deyişle söylersek, ikinci elden satılacak kadar çoktur onda tutkular. Fakat, doğal baştan çıkmışlığı, neredeyse paradoksal biçimde, merhamete ve en güç erdemlere karşı gösterdiği anlık istidat kadar büyük olan bu dertli ruh, taşkın tutku yükünün fazlalığını kullanma olanağını veren paradokslar bakımından verimlidir. Kendini toptan satışa çıkardığına hiçbir zaman inanmaz. Kendi benliği içinde, kendisinden daha ince fikirli ve daha güçlü biriyle karşı karşıya olduğunu ve Kötülük Ruhunun, kendisine saçından bir tel verildiğinde bile kafayı da alıp götürmekte gecikmeyeceğini unutur. Görülen doğanın bu görülen efendisi (insan, demek istiyorum) demek ki, tıpkı sağlam mobilyalar ve gerçek çiçek bahçeleri yerine, tuval üzerine boyanmış ve şasiler üstüne monte edilmiş dekorlar koymak isteyen bir manyak gibi, Cennet'i ilaçlarla, mayalandırılmış içkilerle yaratmak istemiştir."