Bir yolcu gemisi düşünün, geminin içinde satranç şampiyonu ve bir milyoner var. Milyoner ücreti karşılığında bu satranç şampiyonuna oynamayı teklif ediyor. Ve şampiyon kabul ediyor. Ikisi bir araya geliyor ve mac etrafta diğer yolcu izleyenlerle beraber başlıyor. Fakat içlerinden birisi kendini tutamayıp sürekli oyuna müdahale eder. (Doktor B.) Ve biraz gizemli bir geçmişi var. Bu kişiyi bir otel odasına kapatıyorlar ve odanın özelliği içerisinde hicbir şeyin olmaması. Ve âdeta onu bu yokluk ve hiçliğe mahkum bırakıyorlar . Odadan sadece sorgulamalar için çıkabiliyor. Ve kitapta bu hiçlik şöyle tanımlanmış:" her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkıya kapalı bir odaya hapsetmekte eninde sonunda dilimizi çözecek olan baskı dayak ve soğuk yoluyla dışardan değil içerden yaratılacaktı . Bana ayrılan oda ilk bakışta hiç rahatsız etmedi beni. Bir yatak bir koltuk bir kapı bir parmaklıklı pencere vardı odada, Ama kapı gece gündüz kilitliydi, masada hicbir kitap.gazete , kâğıt durmasına izin yoktu. Pencere bir yangın duvarına bakıyordu. Bütün bedenime hiçlik egemendi . Elimden her nesneyi almışlardı. Zamanı bilmeyim diye saati, yazı yazamayım diye kalemi, bileklerimi kesemeyim diye bıçağı, sigara gibi en ufak bir sakinleştirici benden esirgendi . " insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler, ve hicbir şey olmaz, bekleyip durur insan hicbir şey olmaz, insan bekler bekler bekler şakakları zonklayana dek bekler düşünür düşünür düşünür hicbir şey olmaz.insan yalnız kalır. Yalnız, Yalniz. Işte bu şekilde hiçliğe mahkum edilmiş karakterin başına bir gün çok ilginç bir olay geliyor. Böylesine hiçliğe mahkum edilmiş insanın başına ne gelirse onu bu kadar heyecanlandırır?
Bir kitap. Patolda gizlice duran kitabı ansızca bir düşünceye kapılıp kitabı çalma