Allah‟ın kitabından çok daha fazla değer verdikleri ve kutsal saydıkları anayasalarında, kendi koydukları hükümlerin Allahu Tealâ‟nın hükümlerinden önce gelmesi gerektiği ve
yine kendi kanunlarının da Allahu Tealâ‟nın kanunlarına egemen olduğu açıkça geçmektedir.
Öncelikle demokrasi Allah‟ın hükmü olmayıp halkın yasamada bulunması ya da tağutun hükmüdür.Allahu Tealâ Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)‟e kendisine indirilmiş olan şeriatla hükmetmesini emretmiş O‟nu
milletin, çoğunluğun, halkın keyfi arzularına uymaktan nehyetmiştir. Yine aynı şekilde indirmiş olduğu hükümleri
uygulama noktasında insanların kendisini saptırmasından sakındırmıştır. Allahu Tealâ şöyle buyurmaktadır:
“Onların arasında Allah‟ın indirdikleri ile hükmet. Onların arzularına uyma ve Allah‟ın sana indirdiği şeylerin
bir kısmından seni saptırmalarından sakın” (5, Maide/49)
Bilinmelidir ki; tağut ismi kapsamına Allahu Tealâ ile birlikte kendisinin de hüküm koyup yasalar çıkarabileceğine yetkili zanneden herkes girmektedir. İster hükmeden olsun,
isterse hükmolunan… ister yasama organında bulunan bir vekil olsun, isterse de onu seçenlerden bir seçmen olsun…
Durum değişmemektedir.