"Onca aşk geçtin
Hani ne var heybende?
Her seferinde başka bir kapıdan
Topuklarken ayrılığın atını
Dinmek bildi mi içindeki sahra sesi?
Onca yıl
Veda ovasını gezip durdun da
Gördün mü merhamet tepesini?" *
Erkeğin yaşamındaki dönemler kabaca aşk, hırs ve yemekle tanımlandığında, erotizmle oburluk arasına da belirli bir tezat yerleştirme eğilimi gösteriliyor.
Yemek lüksü, İtalya'da diğer sanatların yanı sıra bir de "mutfak sanatı" ortaya çıkınca, 15. Ve 16. Yüzyıl esnasında yine buradan gelmiştir. Daha önce yalnızca hayvanca yemek yeme lüksü vardı: artık, yemek yeme zevki dahi incelmiş, bu konuda bile niceliğin yerini nitelik almıştır.
Nisan ayının yağmurlu bir pazar gününe açtı gözlerini... Yaşamaktan umutlu ve mutlu, en azından bir günlüğüne... Yoksa bilirdi hayat, her zaman Nisan ayının yağmurlu pazar günü gibi temiz, aydınlık, umutlu olmuyordu.. Dergisini ve kahvesini aldı, ruhunu edebiyatla doyurmaya başladı. Ama, evren ve saçları anlaşmış gibi bozdu keyfini kadının... Dergisinin sayfalarına düşen bir tel beyaz saç ilişti gözlerine.. Anladı ki bir zaman sonra beyazlayan saç da hüzünlendirirmiş, düşündürürmüş insanı..