Yirmili yaşlarımıza geldiğimizde hepimiz savunma sistemlerimizi geliştirmiş oluruz ama belirli koşullar altında içsel duvarlarımız yıkılıverir.
En çarpıcı örnek ise âşık olduğumuz ve bu duygumuzun karşılık gördüğü andır. Õteki kişi bizi takdir eder ve en olumlu niteliklerimizi bize yansıtır. Sevilmeye değer bulunduğumuzu hissederiz. Böyle bir büyünün altında egomuzu ve alışılagelmiş inatçılığımızı bir yana bırakır, karşımızdaki kişiye irademiz üzerinde olağandışı bir hükmetme hakkı tanırız.
Sohbetin gerçek ruhu kendinizi çok fazla göstermek yerine karşı tarafın zekâsını ortaya çıkarmaktır, kendinden memnun olarak giden kişinin zekâsı da sizden çok memnun kalır. İnsanların çoğu.. Daha az talimatlandırılmak ve hatta eğlendirilmek yerine övülmeyi ve alkışlanmayı ister.