“Hiçbir söz, zarar vermeden kulaklarımıza ulaşmaz; iyi dilek dileyenler de ilenenler gibi bize zarar verirler. Çünkü hem lanetleri bizde yersiz korkular uyandırır hem de sevgileri iyilik dilemekle bize kötü şeyler öğretir. Çünkü mutluluğu evimizde bulabilecekken bizi uzak, erişilmez, belirsiz, kaçıcı iyi’lere götürür bu sevgi.
•
Hiç kimse yalnız kendi zararına olarak şaşırmaz yolunu; deliliğini en yakınına da yayar, ondan da karşılığını görür.
•
Başkasını daha kötü yaparken kendi de kötü olur. Daha kötü şeyler öğrendi mi, yine öğretir başkasına. Böylece herkesin en berbatını bildiği yozlaşma bir yerde toplanınca, o yaygın ahlaksızlık gerçekleşir.”
“Çok sakin olayların içinde bir dehşet saklıdır. Kabaran, fokurdayan nedenlerden dışarı hiçbir şey sızmadığı bir sırada, felaket hiç beklenmedik bir yerden patlak verebilir.”
“Sizin derin, doymak bilmez kör boğazlarınız şurada denizleri, toprakları altüst eder; baltalarla, iplerle, çeşitli türden ağlarla, bin zahmete katlanarak her karada hayvanların peşine düşersiniz. Bir hayvan ancak sizin mide bulantınızda huzura kavuşabilir! Sizin damak zevkine doymuş dudaklarınız, bunca insanın emeği ile hazırlanmış yemeklerden ne kadarını tadar? Tehlikelere atılarak tutulmuş şu vahşi hayvanın etinden, evin hazımsız, mide bulantılı efendisi ne kadar azını tadar? Çok uzaklardan getirilmiş bunca kabuklu deniz hayvanından ne kadar azı doymak bilmeyen boğazımızdan geçer? Mutsuz adamlar! Anlamıyor musunuz, mide yerine koskoca bir açlık oturmuş içinize sizin!”