Ben ki
yılların çakıllarıyla tıkanmış
kuyu gibiyim:
suyu yeşilleşmiş,
artık, yalnız,
kurbağa besleyen.
Ben ki
yılların yağmurlarıyla çürümüş
tahta gibiyim:
dokusu grileşmiş,
artık, yalnız,
ateşe atılabilen.
Buradayım:
Yüzyıl önce başladım
beklemeğe.
Yavaş geçip gitme zamanı:
Dumanlar
isler puslar,
yağmurlar
sıcaklar soğuklar,
rüzgarlar
kemirdi her yanımı.
Tahtalarım birer birer çürüdü,
boyalarım
parça parça döküldü,
payandalarım
teker teker çöktü:
Yüzyıl oldu.