Feminizm, eşit olduklarından ve güçlerinden emin genç kadınların artık ihtiyaç duymayıp burun kıvırdığı, mizah duygusundan yoksun, miadını doldurmuş bir intikam ideolojisiydi.
Şaşırma duygusu köreliyordu. Günün birinde bunları göreceğimizi aklımızdan bile geçirmediğimizi unutmuştuk. Görüyorduk işte. E peki ne olmuştu? Hiç. Sadece, bir zamanların bütün yasak hazlarına hiçbir yaptırım olmadan erişmenin tatmini?
Dünyada olup bitenlerle onun hayatında olup bitenler arasında en ufak bir kesişme yok, paralel ilerleyen iki dizi: biri soyut, daha duyar duymaz unutulan haberlerden ibaret, diğeriyse sabit planlar halinde.
Şöyle yazmış: "Artık hiçbir fikre sahip değilim. Hayatımı açıklamaya çalışmayı bıraktım" ve "tam bir küçük burjuva oldum çıktım." Önceki amaçlarından saptığı, sadece maddiyatla uğraştığı hissine kapılıyor. "Bu sakin ve konforlu hayata yerleşip kalmaktan, farkına varmadan yaşayıp gitmekten korkuyorum." Günlüğünde asla yer almayan şeylerin hepsinden vazgeçmeye hazır olmadığını bu tespiti yaparken bile farkında.