Ahmet

Atâ b. Ebû Rebâh şöyle demiştir: Sizden öncekiler fuzûlî ko- nuşmayı çirkin görürlerdi. Onlar, Allah'ın kitabı, Peygamber Efendimizin [sav] sünneti, iyiliği emretmek, kötülükten nehiy etmek, maişetini temin ederken yaptığın zaruri konuşmalar dışındaki tüm konuşmaları fuzûlî sayıyorlardı. Sizler Hafa- za ve Kirâmen Kâtibin meleklerine inanmıyor musunuz? O melekler sizin sağınızda ve solunuzda oturuyor ve ağzınızdan çıkanı yazmak için tetikte bekliyorlar. Sizden biriniz, amel defteri açıldığında hayatı boyunca yaptığı çoğu şeyin dünya- sına ve ahiretine faydası olmayan boş işler olduğunun ortaya çıkmasından çekinmiyor mu!
Sayfa 30 - Ebu Nu'aym, Hilyetü'l-Evliyâ, 3/314.·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mâlâyâninin tedavisi, ölümün bir adım ötede olduğunu ve ki- şinin her söylediğinden sorulacağını bilmesidir. Alıp verdiğimiz nefesler ana sermayemizdir. Dil, iri gözlü hurileri elde etmeye vesile olabilecek bir ağdır. Kişinin sahip olduğu bu imkânları göz ardı edip zayi etmesi büyük bir hüsran olur. İşte bunlar ilmî ilaç- lardır. Ameli tedaviye gelince uzlete çekilmek veya ağzına çakıl taşı koymaktır. Ayrıca kişi faydalı bazı şeyleri de konuşmamalı ki dili faydasız şeyleri terk etmeye alışsın. İnzivaya çekilmeden dili kontrol altına almak gerçekten çok zordur.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Alıntı
Mâlâyani örnekleri: Başkasına seni ilgilendirmeyen bir şey sorarak vaktini zayi edersin. Soruna cevap vermek suretiy- le arkadaşını, vaktini zayi etmeye zorlamış olursun. Tabi bu, sorulan sorunun kişiyi bir âfete sürüklemediği durum- da geçerlidir. Pek çok soru kişiyi âfete sürükler. Zira biri- ne "Oruçlu musun?" diye sorulduğunda o da "evet" derse badetini açığa vurmuş olur. İşte bu durumda riyâ meyda- na gelir. Riyâ olmasa da bu ibadeti "sır dîvanı"ndan silinir. Hâlbuki gizli ibadet, açık olandan derece açısından çokça üstündür. Şayet sorulan kişi "hayır" derse bu durumda ise yalancı olur. Cevap vermese seni küçük düşürmüş olur ki bundan rahatsız olursun. Soru sorduğun kişi cevap verme- mek için çözüm ararsa kendini zorlar ve yorulur. Kısaca ona soru sorarak; gösterişe, yalana, küçümsemeye ya da [soru- yu] defetmek için çare ararken yorulmasına sebep olursun. Diğer ibadetlerini, günahlarını, gizlediği ve utandığı şeyleri sorman da böyledir. Başkasının konuştuğu bir şeyi sorarak "Ne diyorsun? Sizce nasıl?" gibi soruların hükmü de aynı- dır. Diğer ibadetlerini, günahlarını, gizlediği yahut utandığı hususları sormak da bu kabildendir. Başkasının söylediği bir sözü vesile ederek "Ne diyorsun?" yahut "Sizce nasıl?" şeklindeki soruların hükmü de aynıdır. Keza yolda karşılaş- tığın bir kimseye "Nereden geliyorsun?" diye soru sormak da böyledir. Zira kişi, geldiği yeri açıklamak istemeyebilir, açıklaması hâlinde sıkıntıya düşecek ve mahcubiyet yaşaya- caktır. Doğruyu söylemesi onu zor durumda bırakacak, söy- lememesi ise yalana sürükleyecektir. Böylece sen de buna sebebiyet vermiş olursun. İşte kişinin ihtiyacı olmayan her soruyu sorması, muhatabını bu tür bir sıkıntıya sevk eder. Kendisine soru yöneltilen kimse, belki de "Bilmiyorum" deme imkânını bulamaz ve
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Alıntı
Hz. Ömer şöyle demiştir: "Seni ilgilendirmeyen şeyle ilgilen- me. Düşmanından uzaklaş. Kavmin içerisinde emin olanlar hariç arkadaşlarından sakın. Emin olan kişi Allah'tan korkan kimsedir. Fâcir birisi ile arkadaşlık yapma, ondan kötülük öğrenirsin. Ona sırrını söyleme. Yapacağın işlerde Allah'tan korkan insanlarla istişare et."
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Alıntı
Başka bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber, Ka'b b. Ucre'yi görmeyince nerede olduğunu sordu. 'Hasta' dediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed [sav] çıktı, yürüyerek Ka'b'in yanına gitti. Yanına girince 'Sana müjde ey Ka'b!' dedi. Ka'b'ın annesi 'Ey Ka'b! Cennet [nimetleri] sana afiyet olsun.' dedi. Hz. Muhammed [sav] 'Allah adına [cenneti] garanti eden kimdir?' diye sordu. Ka'b 'Ey Allah'ın Resûlü! Annemdir.' dedi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (sav] şöyle dedi: 'Ey Ka'b'in an- nesi! Onun cennetlik olduğunu nereden biliyorsun? Belki Ka'b, fayda vermeyen şeyleri konuşmuş ya da ihtiyacı olmayan şeyi [ihtiyaç sahibine vermeyerek cimrilik etmiştir."
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Alıntı