Mâlâyani örnekleri: Başkasına seni ilgilendirmeyen bir şey sorarak vaktini zayi edersin. Soruna cevap vermek suretiy- le arkadaşını, vaktini zayi etmeye zorlamış olursun. Tabi bu, sorulan sorunun kişiyi bir âfete sürüklemediği durum- da geçerlidir. Pek çok soru kişiyi âfete sürükler. Zira biri- ne "Oruçlu musun?" diye sorulduğunda o da "evet" derse badetini açığa vurmuş olur. İşte bu durumda riyâ meyda- na gelir. Riyâ olmasa da bu ibadeti "sır dîvanı"ndan silinir. Hâlbuki gizli ibadet, açık olandan derece açısından çokça
üstündür. Şayet sorulan kişi "hayır" derse bu durumda ise yalancı olur. Cevap vermese seni küçük düşürmüş olur ki bundan rahatsız olursun. Soru sorduğun kişi cevap verme- mek için çözüm ararsa kendini zorlar ve yorulur. Kısaca ona soru sorarak; gösterişe, yalana, küçümsemeye ya da [soru- yu] defetmek için çare ararken yorulmasına sebep olursun.
Diğer ibadetlerini, günahlarını, gizlediği ve utandığı şeyleri
sorman da böyledir. Başkasının konuştuğu bir şeyi sorarak
"Ne diyorsun? Sizce nasıl?" gibi soruların hükmü de aynı-
dır. Diğer ibadetlerini, günahlarını, gizlediği yahut utandığı
hususları sormak da bu kabildendir. Başkasının söylediği
bir sözü vesile ederek "Ne diyorsun?" yahut "Sizce nasıl?"
şeklindeki soruların hükmü de aynıdır. Keza yolda karşılaş- tığın bir kimseye "Nereden geliyorsun?" diye soru sormak da böyledir. Zira kişi, geldiği yeri açıklamak istemeyebilir, açıklaması hâlinde sıkıntıya düşecek ve mahcubiyet yaşaya- caktır. Doğruyu söylemesi onu zor durumda bırakacak, söy- lememesi ise yalana sürükleyecektir. Böylece sen de buna sebebiyet vermiş olursun. İşte kişinin ihtiyacı olmayan her soruyu sorması, muhatabını bu tür bir sıkıntıya sevk eder. Kendisine soru yöneltilen kimse, belki de "Bilmiyorum" deme imkânını bulamaz ve