İslam değerlerinin çağımızın bilim ve teknik kafasıyla birleşip beraber yaşayacağını ummak bir avuntudan ibarettir.Çünkü günümüze hakim olan bilim ve teknik, batıda belli bir dönemde belirlenmiş bir kafa yapısının uzantısıdır; belli bir toplumsal yapının sinesinde gelişmiş, vasıfları islama taban tabana zıt bir sınıf eliyle gücünü dünya ölçüsünde yaymıştır.”
“İmdi, Müslümanlar hem o müesseseleri reddedip hem de o müesseselerin ürünü olan teknik ve bilimsel yapıyı nasıl kendi hayatlarına adapte edeceklerdir?Açıkca ve şuurla kavramamız gereken nokta, batının inancı, felsefesi, bilimi ve tekniğiyle bir bütün olduğu ve reddedilecekse tümden, kabul edilecekse yine tümden kabul edilmesi gerekeceğidir.”
Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan batılalıştırma eyleminin bir yansıması olarak Müslümanlar, her türlü dini addettikleri adet, gelenek, kültür, hurafeye sıkı sıkıya bağlı kalmaya çalışmışlardır.Öyle ki batı hayranı insanların yersiz ve alaycı eleştirileri, Müslümanların karşıt bir tepki olarak atalarından kalma geleneklerin tümünü ve hurafeleri dahi savunmaya itmiştir.Bu ezilmişlik psikolojisi içindeki islami kesim, batının sunduğu düşünce,ideoloji, teknik vs’ye karşı yeni bir kavramlar manzumesi oluşturma çabasına girmiştir.İşte Üç Mesele’de dikkat çekmeye çalıştığı bu noktada İsmet Özel, yapılması gerekenin Kur’an ve sünnete tam bağlılık olduğunun altını çizmiştir.
“İslami olmayan bir yaşama biçimiyle islam prensiplerini uzlaştırma gayreti, bana kalırsa iman zaafının bir bahanesi bile olabilir.Şöyle ki, inanç seçmecinin indinde vazgeçemediği bir duygu olarak kalır ama hal ve şartların hakimiyetini ruhunda ezici bir biçimde duyar.”
Özel, tekniği; batılıların insan aklına tapmasının bir tezahürü olarak görür.Bilim ve tekniğin yaygınlaştığı ve batı nezdinde en üst