Kitâbü Âfâti’l-Lisân

Dil Belâsı

İmam Gazali
Çevirmen:
Mehdi Cengiz
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

"Kalp Ne İse; Söz de Odur"
10/10
·184 syf.·
2026 15. kitabı
Merhaba, iyi akşamlar 1K! ‎Bazen bir kitap okursun; sadece bilgi öğrenmezsin, aynı zamanda kendini, konuşmanı ve kalbini de sorgularsın. Benim için, İmam Gazali'nin Dil Belası eseri, tam olarak böyle bir eser oldu. ‎ İmam Gazali, insanın en çok ihmal ettiği ama en ağır sorumluluk taşıyan yönünü ele alıyor: ‎Dilimiz! Yirmi başlık altında, aslında tek bir hakikati hatırlatıyor: ‎ ‎ "İnsan, çoğu zaman diliyle düşer ve diliyle yükselir." ‎ ‎Boş ve faydasız sözler; (mâlâyani ve fuzuli konuşma), gereksiz tartışmalar (cedel), batıla dalmak, yalan, gıybet, koğuculuk, alay, iki yüzlülük, yalan yere söz vermek ve yalan yere yemin… Bunların hepsi sadece "konuşma hatası" değil, aynı zamanda; "kalbi bozan ahlâkî yaralar" olarak, ele alınıyor. ‎ İmam Gazali'nin dil afetlerinden en dikkat çekici uyarılarından biri de şudur: ‎ ‎ "Dil kontrol edilmezse; küçük sözler büyük günahlara dönüşür." ‎ ‎Çünkü insan, çoğu zaman; büyük hataları değil; önemsiz sandığı, sözleriyle zarar verir. Bir söz kırar, bir söz güveni yıkar, bir şaka kalbi incitir, bir tartışma dostluğu bitirir. ‎Bu yüzden İmam Gazali'nin ortaya koyduğu ölçü çok nettir: ‎ ‎"Ya hayır konuş ya da sus!" ‎Bu sadece bir suskunluk çağrısı değil; bilinçli, ölçülü ve sorumluluk taşıyan bir konuşma ahlâkıdır. ‎ ‎ Sonuç: ‎"Dil, sadece iletişim aracı değildir. İnsanın karakteri, ahlâkı ve kalbinin aynasıdır. Onu koruyabilen kişi aslında kendini, ilişkilerini ve imanını korur." ‎ ‎"İnsanın dili güzelleşirse; kalbi de güzelleşir. Gönlü ferahlar. Fakat dili bozulursa eğer; ahlâkı da bozulur." ‎ ‎Hz. Muhammed, (sav) sırtını yaslamış bir vaziyette otururken; ‎"Sizlere en büyük günahları söyleyeyim mi? Allah'a şirk koşmak ve ana babaya isyan etmektir." dedi. Sonra, doğruldu ve; ‎ "Dikkat edin! Ayrıca yalan söz" buyurdu. ‎
1000Kitap
Dil Belâsıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 202617,1bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 1. kitabı
Dil Belası, sarf ettiğimiz kelimelerin kalbimizin aynası olduğunu hatırlatıp insanı derin bir öz eleştiriye davet ediyor. Dilin terbiyesinin aslında ruhun ve ahlakın terbiyesi olduğunu gösterirken, acilen ıslah etmemiz gereken hastalıklarımızı yüzümüze vuruyor. ​Okurken çok etkilendim ancak eserde zayıf hadislere sıkça yer verilmesi, sürekli kaynak ve sıhhat kontrolü yapma ihtiyacı doğurduğu için okuma sürecimi biraz yavaşlattı. Her ne kadar helal-haram gibi kesin hüküm bildirmeyen, ahlaki öğüt ve teşvik içeren konularda zayıf hadislerin nakledilmesinde usulen bir beis görülmese de hadislerin sıhhat durumlarına bakmadan geçemedim.
Din
Dil Belâsıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 202617,1bin okunma
Dil Belası
9/10
·184 syf.··
2026 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 08:11
Dil Belası, Gazali’nin dilin insan hayatındaki etkisini ele aldığı, ahlaki yönü güçlü bir eserdir; yalan, gıybet ve gereksiz konuşma gibi durumların zararlarını vurgularken, ölçülü ve doğru konuşmanın önemine dikkat çeker; sade anlatımıyla okuyucuya doğrudan mesaj veren kitap, dilin insanın karakterini yansıtan önemli bir unsur olduğunu hatırlatan kısa ama etkili bir rehber niteliğindedir.
Dil Belâsıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 202617,1bin okunma
"Anladım ki Susmak Bir Cüsse İşi…"
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2019 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2019 01:13
"Üslûbun kimliğindir." diyordu Cemil Meriç bir makalesinde...Kimliğin, kim olduğun, neye hizmet ettiğin, neyi aradığın ve neye talip olduğun... Düşüncenin değil sadece, kalbin de, bir kitap gibi satır satır okunması, mühim mevzuların altının çizilmesi, tahlil edilmesi ve belki de en son konuşulması, bunu ne düzeyde gerçekleştirebiliyoruz. Evvelâ manevî durumumuzdan haberdar mıyız? Özde yazan hâkikâti, üzerine perdeler çekip, görmezden mi geliyoruz? İç dünyamıza gereken özeni ve hassasiyeti gösterebiliyor muyuz? Bütün sözcükler, sese sığmayan gerçeklerin arasına atılan boşluklar mı? Fakât kalbimize menzilini bulmuş bir ok gibi saplanan Hadis-i Şerif'te Kainatın Efendisi (s.a.s) diyor ki; "Allah'a ve âhiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun." "İman eden!" Burada nasıl korkusuz olduğumuzu, nasıl pervasız ve cahil cüretiyle hareket ettiğimizi üzüntüyle tefekkür ediyoruz...Eseri okurken gün içerisinde ki konuşmalarımı daha tarafsız bir gözle değerlendirdim ve gördüm ki; erdemin kapısı ardına dek açık ve biz kendimize takılıp tökezlediğimizden bile habersiziz.. Boş konuşuyoruz, eserde bahsedilen mâlâyâni konuşmalar çağındayız, hissiz ve durmadan öldüren; zamanı, duyguyu ve derinliği... İmam Gazali Hazretleri'nin, Dil Belası'nı uzun zamandır okumayı istiyordum. Şimdi ise her an okunması elzem kitaplar rafında baş köşede, ezberlenesi, her mecliste ferahlık ve bereket vesilesi olabilecek kadar nadide bir eser...En güzel yanı, yanlışların nasıl düzeltilebileği hususunda inanılmaz ufuklar sunan, manevi reçeteleri... Peki dilin afetleri nelerdir? Herşeyden evvel, zikirle ve ilimle sarfedilmesi gereken zamanı ziyân eden her söz, bizi helâk olmaya sürükleyen kırık dökük bir tekne, üstelik durmadan gıybetle, riya ile, yalan ile bu tekne yara alıp derinlere
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
10/10
·248 syf.··
2025 10. kitabı
İslam dininin önde gelen alimlerinden İmam Gazali'nin insan uzuvlarından en teklikelisi olan "dil" hakkında Kur'an ve sünnet yoluyla bizlere aktardığı hayırlı bir eser.İhyâ'u Ulmû'id-Din eserlerini okumuş biri olarak onun içinden bölümlerin oluşturduğu sayfalar kitap olarak bizlere sunulmuş.Tekrar tekrar okunup amele dökülmesi gereken bir nefis cihadı.Peygamber efendimiz(sav)'in "Susan kurtulmuştur" hadisi gözle değil kalplere yazılacak şekilde amele dökülmeli.Bu ahir zamanda ya hayır konuşmak ya da susmak gerek hadisinin değeri daha da çok anlaşılıyor
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
8/10
·248 syf.··
2024 13. kitabı
Ölmeden önce mutlaka okunmasi gereken kitapların arasında yer almalı. Meğer kendimizi farketmeden ne kadar çok tehlikeye atıyormuşuz. Üstelik sadece konuşarak. Kitabın büyük çoğunluğu hadislerden oluşuyor zaten ve şu zamana kadar hiç duymadığım çok keskin bilgiler öğrendim. Kitabin dili ağır değil çok akıcı ama söyledikleri ağır. Bu kitabı okuduktan sonraki bakış açım, düşünce yapım, okumadan önceki halinden daha farklı artık ve bu durumun yaşantıma iyilik katmaya başladığına inanıyorum. Umarım bunu hayatımın geri kalanında da uygulamayı ve korumayı başarabilirim.
Din
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
DİLİN AFETLERİ-DİL BELASI
9/10
·248 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2025 14:55
Allah'ın insanlara şüphesiz bahşettiği en büyük nimetlerden biri konuşma yetisidir. İnsan bu özelliğiyle yeryüzündeki diğer canlılardan ayrılır, iman ve ibadetini diliyle tezahür eder. Fakat neredeyse hiçbirimiz gün içinde konuştuğumuz halde dilimizle birini inciterek olsun veya farklı şekillerde olsun; günaha girmediğini, belayı çekmediğini, isyana girmediğini veya konuşmaya pişman olmadığını söyleyemez. İşte Dilin Afetleri de tam olarak bunu anlatıyor. İnsan diliyle ne şekillerde yanlışa düşer ve bu yanlışlar ne şekillerde düzeltilir, bundan bahsediyor. Dilin Afetleri 20 başlık altında işlenmiş: 1.Boş Şeyler Konuşmak 2.Fuzuli Konuşmak 3.Batıl Konuşmalara Dalmak 4.İtiraz ve Münakaşa Etmek 5.Husumet (Düşmanlık) Beslemek 6.Konuşmayı Gösterişli Yapmak 7.Çirkin Sözler Söylemek 8.Lanet Etmek 9.Şiir Söylemek 10.Şaka Yapmak 11.Alay Etmek 12.Sır İfşa Etmek 13.Yalan Vaatte Bulunmak 14.Yalan ve Yalan Yere Yemin Etmek 15.Gıybet 16. Dedikodu 17.Herkesin Arzusuna Göre Konuşmak (İki Yüzlü Olmak) 18.Aşırı Övgü 19.Hatalı Konuşmak 20.Allah'ın Sıfatlarından Sormak Bu başlıklardan en uzun işlenenler; gıybet ve yalandı. Demek istediğim en önemsenen konular bunlardı. Dilin Afetleri kesinlikle okuyanlarına ince bir bakış açısı kazandıracak bir kitap. Kendi dilini ve nefsini terbiye etmek isteyenlerin okumasını tavsiye ediyorum. Çünkü kitapta da bahsedildiği gibi; kötü, kırıcı ve yanlış konuşmalar inada dönüşür. İnat da hırsa ve nefrete dönüşüp insanı şüphesiz iki cihanda da ziyana uğratır. Dilini terbiye etmeyip serbest bırakanın düşebileceği minimum zarar da sevaplarına engel olmasıdır. 《Keyifli okumalar...》 İmam Gazali
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 05:29
İmam Gazâlî’nin Dilin Âfetleri eseri, insanın günlük hayatta en çok kullandığı ama belki de en az sorguladığı organlardan biri olan dili merkeze alıyor. Kitabı okurken fark ettiğim ilk şey, Gazâlî’nin aslında yalnızca “konuşmak” üzerine değil, insanın niyetleri, ahlâkı ve iç dünyası üzerine konuştuğuydu. Gazâlî’ye göre dil, insanın kalbinin tercümanıdır. Bu yüzden dilde ortaya çıkan hatalar çoğu zaman kalpteki zaafların dışa vurumudur. Gıybet, yalan, alay, gereksiz konuşma, fitneye sebep olan sözler… Bunların hepsi sadece bir “söz hatası” değil; insanın ahlâkî dünyasının bir yansımasıdır. Bu bakış açısı kitabı basit bir ahlâk öğüdü kitabı olmaktan çıkarıp insanın iç muhasebesine çağıran bir metne dönüştürüyor. Kitabı okurken en çarpıcı noktalardan biri, Gazâlî’nin dilin tehlikesini anlatırken kullandığı dengeydi. O, susmayı mutlak bir erdem olarak sunmaz; aksine doğru yerde doğru söz söylemenin de bir sorumluluk olduğunu hatırlatır. Ancak çoğu insanın bu dengeyi kuramadığını ve dilin çoğu zaman kontrolsüz bırakıldığını söyler. Bu noktada kitap, insanı kendi konuşma alışkanlıklarını düşünmeye zorlayan bir ayna gibi işliyor. Modern dünyada sosyal medya, hızlı iletişim ve sürekli konuşma ihtiyacı düşünüldüğünde, bu eserin mesajı belki de Gazâlî’nin yaşadığı dönemden daha güncel hale geliyor. Çünkü artık söz sadece ağızdan çıkmıyor; parmak uçlarından yazıya dönüşerek çok daha hızlı yayılıyor. Bu açıdan Dilin Âfetleri, yalnızca klasik bir İslam ahlâk metni değil, aynı zamanda günümüz insanının iletişim biçimlerine de ışık tutabilecek bir rehber gibi okunabilir. Kitap bana şu soruyu sık sık düşündürdü:“Konuştuğumuz sözler gerçekten gerekli mi, doğru mu ve faydalı mı?” Gazâlî’nin en güçlü tarafı, insanı suçlamak yerine onu farkındalığa davet etmesi. Dilin afetlerini
1000Kitap
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
“YA HAYIR SÖYLEYİN, YA DA SUSUN!”
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 21:47
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün size okuduktan sonra etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dilin Afetleri. Kitabın yazarı İmam Gazali 11. yüzyılda yaşamış, Bağdat’taki Nizamiye Medreseleri’nde baş müderrislik yapmış, ilmiyle bütün İslam dünyasında büyük saygı görmüş bir alim. Öyle ki “Hüccetü’l İslam”, yani “İslam’ın delili” denmiş. Sadece din ilimlerinde değil, felsefe dünyasını da etkilemiş bir isim. Yunan filozoflarının fikirlerini çürütmüş, Hasan Sabbah ve Batınî hareketlerine karşı kalemiyle mücadele etmiş, çağının dahi zihinlerinden… Ama Gazali’nin asıl meselesi sadece fikirleri çürütmek değil; insanın kalbini ve ahlakını da inşa etmek. En büyük eseri İhyâ-u Ulumi'd-Din (4 Cilt Takım) de bunun için yazılmış dev bir eser. Elimizdeki bu kitap, o eserin “Dilin Afetleri” bölümünden alınmış. Küçücük bir kitap ama etkisi gerçekten büyük. Çünkü Gazali burada insanın en çok kullandığı ama en az düşündüğü şeyi ele alıyor: Dilini. Yalan, gıybet, ikiyüzlülük, boş söz, kırıcı konuşmalar… Kitapta tam yirmi başlık altında dilin insanı nasıl felaketlere sürükleyebileceğini anlatıyor. Üstelik bunu kuru nasihatle değil; ayetler ve hadislerle vicdanımıza dokunarak yapıyor. Peygamber Efendimiz’in (sav) hadisiyle vuruyor mesela: “İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen şey, dillerinin biçtiğinden başka nedir?” İşte o anda insan durup düşünüyor. Bugün gıybet neredeyse sohbetin ana malzemesi olmuş durumda. Bir araya geldiğimizde dedikodu yapmazsak konuşacak konu bulamıyoruz. Daha acısı, yaptığımızı türlü bahanelerle masumlaştırıyoruz. “Ama doğru söylüyorum”, “bunları yüzüne de söylerim” vs… Böylece birbirimizin vicdanını rahatlatıyor, fakat belki de cehenneme depar atıyoruz… Yalan için de durum farklı değil. Artık yalana bile isimler taktık: Pembe yalan, beyaz
Edebiyat
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
Puan vermedi·248 syf.·
2025 2. kitabı
İmam Gazali’nin Dil Belası kitabını okurken düşündüm de, dilimiz ne büyük bir imtihan aslında. Gazali, bu kitapta dili nasıl yanlış kullanıyoruz, nasıl kendimize ve başkalarına zarar veriyoruz çok net anlatıyor. Yani sadece kötü söz söylemek değil mesele, gereksiz konuşmak, boş laf kalabalığı yapmak da dilin zararları arasında. Beni en çok etkileyen tarafı şuydu: Dil sadece ağzımızdan çıkan kelimeler değil, kalbimizin aynası. Ne söylüyorsak, nasıl söylüyorsak aslında kalbimizden bir parça oraya yansıyor. Gazali diyor ki, dilimizi terbiye etmezsek, o “katil” olur; sadece başkalarını değil, kendimizi de yaralarız. Okudukça anladım ki, aslında en güzel sözler, ölçülü, samimi ve faydalı olanlar. Konuşmadan önce düşünmek, kalpten konuşmak gerekiyor. Çünkü bazen susmak, konuşmaktan daha büyük bir erdem. Şunu söyleyebilirim ki, Dil Belası bana dilimi ve kalbimi gözden geçirmem gerektiğini, ikisini de aynı hassasiyetle korumam gerektiğini hatırlattı. Çünkü dilimiz, kalbimizle birlikte hem bizi hem çevremizi etkiliyor. Yani kısaca, bu kitapla karşılaşmak, insanın kendiyle konuşması gibi bir şey. Herkesin okuması gereken bir eser diye düşünüyorum.
Edebiyat
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma

Yazar Hakkında

İmam GazaliYazar · 302 kitap
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır. Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti. Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü. Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi. İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu. Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.