Bugün şehitlikteydim. Musa abinin de toprağını sularken çiçeklerin arasına iliştirilmiş küçük bir not gördüm:
"Anneler günün kutlu olsun oğlum."
O an içimde tarif etmesi zor bir sızı hissettim. Bir annenin, Anneler Günü'nde oğlundan çiçek almayı beklediği bir günde, elinde çiçeklerle oğlunun mezarına gelmesi ne ağır bir imtihan... Oğlunun ona uzatması gereken çiçeği, o; buz gibi mermerin ardında yatan evladına getirmişti.
Musa abinin annesi her sabah şehitliğe gelir, oğluyla konuşur, hasretini toprağa anlatır. Bu not da o hasretin sessiz bir haykırışı. Bir annenin kalbinde yıllar geçse de dinmeyen özlemin, kapanmayan yaranın satırlara dökülmüş hâliydi.
Şehitlikten ayrılırken anladım ki acı, sadece düştüğü yeri yakmıyor.Eğer insanın yüreği hâlâ hissedebiliyorsa, o ateş hepimizin içine dokunuyor. Çünkü bazı anneler için evlat hasreti hiç bitmiyor; bazı bayramlar, bazı özel günler hep biraz eksik kalıyor.