Biz çocukları paraya, makama, şöhrete endeksli yetiştiriyoruz. 'Aman oğlum büyük adam olsun' derken, 'Aman oğlum iyi bir kul olsun' demeyi unutuyoruz. Sonra da o çocukların vefasızlığından yakınıyoruz.
Ona temennalar çaktılar ve bir esirden efendiye gösterilen saygı davranışında bulundular, bunun sebebini şeytanıma sorduğumda, onun yaşı nedeniyle olduğunu, çünkü bu dünyada yaşlıların gençlere her türlü onur ve saygıyı gösterdiklerini, daha da ötesi, filozoflar senatosu kararıyla reşit sayıldıkları ilan edilir edilmez, babaların çocuklarına itaat ettiklerini söyledi.
"Sizin ülkenize göre bu kadar ters bir alışkanlığa" diye devam etti, "çok mu şaşırdınız? Bununla birlikte sağduyuyu hiç aşağılamıyor; zira mantıklı olarak bir genç ve ateşli adam, hayal etme, karar verme ve uygulama gücünde olduğunda bir aileyi sıhhatsiz bir altmışlığa göre daha iyi idare etmeye yetkin değil midir? Altmış kışın karının hayal gücünü dondurduğu şu şaşkın, kendini mutlu başarıların örneklerine göre yönlendirir, ama insan ihtiyatının tüm kurallarına ve tüm iktisatına aykırı o örnekleri başarılı kılmış olan aslında kaderdir. Muhakeme becerisi de, halk arasında her ne kadar yaşlılık özelliği sayılsa bile, pek azalmıştır. Onun, yanılgıdan kurtulmak için bilmesi gereken, bir yaşlı için ihtiyat denilenin aslında bir panik kaygısı, onu tasalandıracak bir işe girişmenin dehşet verici korkusu olduğudur. Böylece oğlum, bir genç adamın içinde kaybolduğu tehlikeyi o göze almadığında, bunun bir felaketle biteceğini sandığın-dan değil, bizleri cesaretlendiren bu asil atılımları alevlendirecek yeterli ateşi bulunmamasındandır. Bu genç adamın atılganlığı onun niyetinin başarısının bir teminatı gibidir; çünkü bir icraatın çabukluğunu ve kolaylığını sağlayan bu kızgın ateş genci buna girişmeye iten ateştir.
Üşüyor mu deniz
üstüne boşandıkça yağmur?
Ondan mı dersin
tüyleri böyle ürperiyor?
Ben de gidersem bi gün bu biçim bi sağnakta
Alı al moru mor bir sandal gibi acaba
Yıllar sonra yılmayıp yine
Çarpar mı yüreğim yurdumun sahillerine?
"İnsanları tanımıyorsun Hikmet oğlum." Hikmet, uzandığı yerde, gözleri kapalı, albayın sözünü kesti: "Daha önce hiç karşılaşmadım da bu ülkede, ondan albayım. Siz arada bana gösterseniz ..."
Herkes güneşe fazla yaklaştığı için düştüğünü söylüyor ama uçtu, anlıyor musun oğlum, uçabildi. Şayet birkaç saniyeliğine bile kuş olabildiysen düşmek önemli değildir.