• Oğluma söyle, annesine iyi baksın.
    Cemal Süreya
    Sayfa 102 - Yapı Kredi Yayınları
  • https://youtu.be/gmDa_e0ADnE. CEM KARACA - OĞLUMA

    Papazın eşşeğini kovala dur 
    Alinin külahını Veliye uydur 
    Aldat dur aldan dur 
    Oğlum hayat bu mudur 
    İşte ağaç işte deniz işte toprak işte hayat budur oğlum 
    İşte eller işte gayret işte ekmek işte hayat budur oğlum 
  • Karbon fiber çalışmalarımla ödül kazandıktan sonra, itibarım da maaşım gibi artmış, ailecek gül gibi geçinmeye başlamıştık. Gelgelelim kadın olduğum için aile reisi sayılamıyordum. O statüyü, on sekiz yaşına geldiğinde, oğluma seve seve helal ettim gitti!
    Ayşe Kulin
    Sayfa 27 - Everest Yayınları
  • 96 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Fransız yönetmen Albert Lamorisse'nin Le Ballon Rouge (1956) isimli kısa filmini (32 dakika) zamanında çok beğenerek izlemiştim. Bu filmin öyküsünün Erdal Öz tarafından çocuklar için yazıldığını görünce kitabı oğluma aldım. Kitabı oğlumda bende çok beğendik. Keyifle okuduk. Sonrada birlikte filmi izledik.

    Pascal adındaki çocuk, bir gün kocaman kırmızı bir balonla karşılaşır. Bu öyle bir balon ki, kendi iradesine sahip, istediği yöne uçabiliyor, ve Pascal'ın en yakın dostu oluyor! Okulda, evde ve kilisede hep beraber oluyorlar. Ancak suratsız müdür, anlayışsız şoför, huysuz anne ve sokak çetesi çocuklar bu birlikteliği yok etmeye çalışıyorlar. Kırmızı balon ne olursa olsun Pascal'ı bırakmıyor.

    Kitapta ve filmde eğlencesini yitirmiş ve kurallara boğulmuş olan kent dünyasında bir çocuğun nasıl yalnızlaştırdığını anlatıyor. Kırmızı balon aslında çocukların düş kurma yeteneğini ifade ediyor.

    Bu kitabı okuyun ve çocuklarınıza okutun.
  • 192 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Lal lalla lal lal... lal lalla lal lal...
    Lal lalla lal lal... lal lal la!

    Esere mizansen olarak yaklaştığımın algısına kapılmayın, sevgili okurlar. Başta yazdıklarım benim kalemime ait değil, Recaizade Mahmut Ekrem'in eşsiz kaleminden dökülen nağmeler. Bihruz'un neşesini anlatmak adına, sayfalarca bile yazıldığında aktarılamayacak etkiyi yaratan bir yazım dili...

    Eseri daha öncesinde okumuş olmama binaen edebiyat fakültesinde okuyan oğluma faydalı olabilmek adına, eseri tekrar ele aldım ve gerek kitaplığımda mevcut olan kaynak kitaplardan ve gerek de internet ortamında tafsilatlı bir araştırma yaptım. Eser hakkında derin bir malumata sahip olmalıydım ki, oğluma dolu dolu bir bilgi paylaşımında bulunabileyim. Eser hakkında tafsilatlı bilgi sahibi olmak isteyen okurların dikkatine!...

    " SPOILER İÇERİR "

    Okuyucunun alacağı hazzı etkilememek adına tırnak içerisinde uyarımızı da yaptıktan sonra, sanırım incelemeye geçebiliriz.

    Yazarın deyimiyle,
    Muhteşem Bihruz Bey...
    Görünüşte gösteriş budalası bir mirasyedi olarak çıkar, okurun karşısına. Aslında vezir olan paşa babası tarafından memleket memleket dolaşmak zorunda kaldığından on altı yaşına kadar gerekli tahsili alamamış, on altı yaşından sonra da almış olduğu iki yıllık tahsil eğitimi yeterli görülen bir zavallıdır...
    Sevgili paşa babası aritmetik, imla ve okumadan oğlunu imtihan edip kendince öğrendiklerini yeterli görerek, tahsilini tamamlamasını ya da en azından bir diploma almasına kadar, mektebe devam etmesine müsaade etmez! Sadece paşa babası tarafından Fransızca, Arapça ve Farsça öğrenmek için özel muallimler tutulur fakat ne yazık ki dil öğrenimleri sonuçsuz kalır.

    Babıali dairelerinde kendi isteği doğrultusunda çalışmaya başlayan Bihruz Bey yetersiz bir eğitim almasına rağmen, alafranga beylerin davranışlarını, kıyafetlerini, hal ve hareketlerini taklit etmede çok büyük bir başarı örneği sergiler. Ta ki gönülçelen, nazenin bir hanıma gönlünü kaptırıncaya dek!

    Periveş Hanım...
    Kaşıkcı esnafından Sakin Ağa adında namuslu bir adamın kızı ve arzuhal yazarak geçimini sağlayan Mağnum Efendi adında şerefli bir adamın hanımı. Daha on altı yaşındayken babası vefat etmiş, yirmi üç yaşındayken de eşinden ayrılmış, annesi ile birlikte kıt, kanaat zor geçinen gezmek nedir, eğlenmek nedir bilmeyen bir nazenin.

    Kötü bir tesadüf mü yoksa tevafuk mu bilinmez ama bir gün yolu, Çengi Hanım denilen hileci bir kadınla kesişir. Süreç içinde yazarın deyimiyle, mücevher değerindeki ahlakı bozulur. Gelinen son nokta ise o eğlence senin, bu eğlence benim denilerek ardı arkası kesilmeyen araba gezintileri.

    Eser arabasına düşkün olan Bihruz Bey'in Periveş Hanımı görme umuduyla eğlence yerlerini dolaşması yönünde ilerler. Yazılan ya da fırlatıp atılan mektupları da unutmamak kaydıyla! Periveş Hanım'a mektup yazabilmek için Vasıf'ın Mısır'da basılmış olan şiir kitabında aradığını bulamadığı gibi, okuduğu satırları da yanlış anlayarak,
    " Çin'ce mi bunlar! Ne tuhaf dil! " diye, Bihruz Bey'in dilinden esere nakletmesi bana Divan Edebiyatı'na karşı olan bakış açısını anımsattı.

    Öyle ki Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat' tan sonra yön değiştiren ve batının etkisine giren Abdülhak Hamit gibi yeniyi savunan edebiyatçılardandı. Edebiyatta eskiyi savunanların aksine, başta Fransızca olmak üzere bütün batı dillerini öğrenerek, batılı yaşam biçimini benimsediler. Hal böyle olunca da eserlerinde batı etkisini görmek kaçınılmaz.

    Eser Fransızcayı bilir bilmez, doğru yanlış kullanan alafranga sevdalıların yarattığı sorunlara değinmiş. Bihruz' un iç konuşmaları, diyalogları, bilinç akışları, aşkla sohbeti, hatta sıkılarak okuduğum rüyası da dahil olmak üzere değişen bölümler nazara dikkate alınırsa ayrıksı bir metin olduğu göze çarpar.
    Ne anlatacağından çok, nasıl anlatacağı üzerinde durulur. Bütünlüksüz bir yapı hakim ve bir sona bağlanmadan eser birdenbire kesilir.
    Devamlı bir arayış sürüp gider. Metin içinden çıkılmaz bir döngüye girdiğinde ise bir son bulmadan noktalanır. Mektupların sonu yok, aşkın sonu yok, özetle Bihruz'luğun sonu yok!...

    Özelde, batılılaşma sürecine giren insanlar arasındaki iletişimsizliğe,
    Genelde ise, bir insanın eksik öğrendiği dil üzerinde kurduğu ya da kurmaya çalıştığı tehlikelerine gönderir okuru.

    Bihruz'un okuduğunun orada olamayacağı bilgisinden mahrum olup, okumayı sökmeye çalışırken , dili dökmesini okumak eğlenceli. Dildeki kopmalara en iyi örnek, Bihruz'un Vasıf'ın şiirinde yer alan " Bir siyeh " ve " Çerde " kelimelerini " Bersiye " ve " Cerde " olarak okuması. Ben de elimde Osmanlıca lügat " Bersiye ve cerde " kelimelerini aradım, durdum. Meğerse başa döndüğümde anladım ki, kelimeleri kahramanımızın okumak istediği gibi okumuşum. Gülümseyerek, keyifli okumalar dilerim...

    Bir siyeh - çerde civandır.
    Hüsnü mümtaz-ı cihandır.
    Aşkı gönlümde nihandır.
    Bunca dem bunca zamandır.

    Bir karayağız yiğittir.
    Güzelliği dünyada eşsizdir.
    Aşkı gönlümde saklıdır.
    Bunca an, bunca zamandır.
  • 188 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Gazetedeki köşe yazılarını toplamış yazar bu kitabında. Köşe yazısı olması sebebiyle dili oldukça basit, anlaşılır ve günlük dil. Söz sanatı ya da ağdalı bir anlatım yerine gayet açık ve net bir anlatım yolu seçmiş. Anlatımına zenginlik katmak için ara ara alıntılara, atasözlerine ve en önemlisi kara mizaha yer vermiş. Yoksulluk konusunda aklınıza gelebilecek her noktaya değinmeye çalışırken siyasileri de dürtmeyi unutmamış. Kişileri yardımseverliğe sevk etmeye, harcadığı her kuruşu düşünmeye zorlayan olaylar anlatmış. En sonundaki röportajda on yaşındaki Emre’nin durumu beni mahvetti. Hele odadan çıktığı an, kendimden insanlığımdan, oğluma hiç düşünmeden aldığım gereksiz şeylerden, oğlumun diğer dairede bir köşeye yığılmış apartman gibi oyuncaklarından utandım. İlk fırsatta onları çocuk esirgeme kurumuna bağışlama kararı aldım. Şu aşamada elimden gelen bu.
    Az çok demeden kıyıda köşede utana sıkıla bir şeyler satan yaşlı teyzelerle amcalardan alışveriş yapalım lütfen. Lütfen komşuluk ilişkilerimize biraz daha özen gösterelim. Gerçekten ihtiyaç sahiplerine tenceremizdeki yemeklerden bir tabak olsa gönderelim. Kimse kefenin cebine koyup yanında götürmüyor. Söylenecek binlerce sözü şöyle özetleyebilirim: Milyonlar biriktirmek yerine gönül biriktirmeye bakalım. Haydi millet, pamuk eller vicdanlara !
    Kitapla kalın.
  • 68 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Tesadüfen rastladığım harika bir kitap aslında oğluma okumak için almıştım ama henüz anlayabilecek yaşta değil ️ Önce kendim okudum ve o kadar beğendim ki . Meğer Atatürk’le ilgili hergün yeni birşey öğrenebilirmiş insan. Mutlaka kendimizin be çocuklarımızın okuması gereken öyküler