İnsanlık bir öğreti midir, yoksa çoktan unuttuğumuz bir şey mi, bilmiyorum….; ama insan kalabilenlere her zaman saygı duyacağım.
Duygu ve Düşünce
"Sizin en hayırlınız, Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir."(Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 15)
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
SARSILMAZ OLMAK
Hayatta seni en çok rahatsız eden insanlar hakkında düşündün mü? Belki de sana zarar veren şey onların davranışları değil, o davranışların sende dokunduğu yerlerdir. İşte tam burada nasıl sarsılmaz bir insan olacağımız hakkında konuşacağız ve bunlara yönelik bir kaç öğreti sunacağım. 1- Aynalama Yöntemi Hiç seni çileden çıkaran birine rastladın mı? Belki kibirleri, cehaletleri, sana davranışları seni kötü etkiliyordur. Şimdi kendine şu soruyu sor: Bu neden seni bu kadar rahatsız ediyor? Bizi başkalarında rahatsız eden her şey kendimizi tanımamıza yardımcı olabilir. Mesele seni etkileyenlerde değil senin içindeki iyileşmemiş bir yarada gizli. Duygusal tepkiler kendi içindeki güvensizliklerin yansımasıdır. Birinin sözü bizi olumsuz anlamda çok etkilerse onun sözünün doğru olabileceğinden korkarız. Ama kim olduğumuzu bilirsek kimsenin sözü bizi sarsamaz. Kendi gölgemiz ile yüzleşmedikçe dış dünya bizi yönetir. Dünya sana kim olduğunu sorar eğer cevabın yoksa dünya sana kim olduğunu söyler. İnsanlar seni tüketir. Eğer izin verirsen. Sana ait olmayan enerjiyi üzerine alma biri sana negatif söylemlerle geldiğinde bu sana ait ben taşımayacağım de. Ben gerçekten kimim? bu soruya cevap ver Hayatının kurbanı değil gözlemcisi ol. Hiç kimse sen izin vermedikçe duygularını kontrol edemez. Ben başıma gelenler değilim ben ne olduğumu seçenim.
Aşktan Nefrete
Bir kişiyi sevdiğimizde, bir çift göze tutulduğumuzda; diğer gözlere kör oluruz. Aşk budur. O kişiden hızlıca soğuyabiliyor ve onu görmeyince unutabiliyorsak, bu aşk değildir. Ben, galiba aşık oldum. Onu yıllarca bekledim. Diğer gözlere kör, sözlere sağır oldum. Sonucunda aşık olduğum kişinin eskisi gibi olmadığını öğrendim. Bu öğreti, çok canımı yaktı. Bir çift ela göze tutulmuştum oysa ki.. Bir, 'Kumral kız' lakabına yenilmiştim oysa ki.. Kalbimin bir köşesine değil, kalbimin tam ortasına yerleştirmiştim onu. Konuşabilmek için an kollayıp, imkansızları başarmıştım. Hataydı. O, beni hiç sevmemiş ki! Benim gözlerim bir tek ona parlarken, onun gözleri başka birine aitmiş. Artık bitti onunla ilgili kurduğum güzel hayaller. Ve o an.. Bir şey öğrendim. O şey; aşk ve nefretin arasında çok ince bir çizgi olduğuydu. Belki de ona olan aşkımı bilmeyen kalmadı.. Önemli değil. Nefretimi de bilecekler. Aşktan daha üstün olan bir duygu olduğunu öğrenecekler. Nefret, can yakan ve ölümcül bir duygu. Ben, can yakmayı sevmezdim oysa ki.. Ama bu hikayenin sonunda iki tarafın da canının yanacağını biliyorum. Bilmeliyim.. Onu sevmiyorum artık. Bana takındığı düşmanca tavırları umursamıyorum artık. Sanırım gerçekten bitti. Yine de bir sorun var. Bu kişi, zihnimde bir yürüyüşe çıkmış gibi.. Gitmiyor. Tek düşünebildiğim, ona başımdan beri daha kötü davranmam gerektiği. Pişmanım. Ona iyi davrandığım ve onu sevdiğim için..
Aşk
-"Böyle kabul olmalı" ifadesi neden bir zorunluluk ve anlatılma mecburiyetinde temeller, rastgele sonsuz bir yapı için anlamlı değil ki, çevredeki insanları cahil bilim bilmiyor ben biliyorum öğrenin demek, uydurma öğreti, diller ile zorlamak bu düşünceye göre saçma -Rastgelelik bir kural olamaz çünkü kural da sınır koyar bu iki ifade çelişik paradoks -Beynin yapısının çözülememesi evrenin çözülememesi gibidir, ikisi de başlangıç bitiş noktasında sınırları olan yapılardır, bizim algılayamamamız sınırı olmadığını göstermez -Evrenin açıklamasını özelliklerini ifade edebiliyorsak bu evrenin parçalanabilir başlangıç sonu olan bir yapı olduğunu gösterir derdim. Şu fizikte matta başlangıç bitiş sınırlarının problemlerde zorunlu olarak verilmesi argümanı iyi ama derine girilmeli işte.Bir de sonsuzluğu biz kağıda sığdıramazdık -Eğer evren gerçekten kelimenin tam anlamıyla "sonsuz ve kağıda sığmaz" olsaydı, insan zihni onun hakkında tek bir mantıklı cümle bile kuramazdı. Bir şeyi kağıda dökebiliyor, formüle edebiliyor ve üzerine düşünebiliyorsak; o şey zihnimizin (ve dolayısıyla evrenin fiziksel sınırlarının) içine sığıyor demektir.
1000Kitap
Maalesef ki halkımızın din cehaleti nirvana düzeyindedir. Gerçi bunda, kabul gören hakim din anlayışının ve öğretisinin yanlışlığı da büyük etkendir. Kur'an neyi şiddetle yasaklıyorsa bizim dini inanış, öğreti ve yaşantımızın tam orta göbeğinde bunlar vardır. Türbecilik, çaputçuluk, aracılık ve yığınla din dışı inanç ve uygulama kabul görmekte dahası eleştiri getiren "sapkın" ilan edilmektedir. Düşününüz ki hergün binlerce insanın ziyaret ettiği Eyüpsultan camii avlusunun mezarlık girişinde, tevhid dinine meydan okurcasına "dünya işlerinde başınız sıkıştığında ölmüşlerden yardım dileyiniz" zırvası Arapça olarak yazmaktadır. İşte bu din dışı yazının kaldırılması için 2017 yılında bir mücadele başlattım ve Kültür Bakanlığı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Eyüpsultan Müftülüğü ile yazışmalar gerçekleştirdim. Sonuç çıkmadı tabi. Herkes topu birbirine attı ve bir yerden sonra süreç tıkandı. Bu mücadelemin tüm detayları ve resmi yazışmalarımı da "DİNİ HURAFESİZ YAŞAMAK" kitabıma aldım. Kitabımda 49 ayrı ve ilginç konuyu işledim. Çoğuna hiç bakılmayan yönlerden baktım. Temin linki yorumdadır.