“Onaylı Zihinler”
Eğitim, ölçmek için değil,uyandırmak içindir. Ama bugün geldiğimiz noktada eğitim, uyandırmıyor,sıralıyor, eliyor ve benzetiyor. Ezberin değil, düşünmenin tarafında olmalıyız. Doğru cevabı işaretleyen değil, doğru soruyu soran bireyler istemeliyiz. Artık açıkça söylemek gerekir: Eğitim sistemi giderek öğrenmeyi değil, uyumu ödüllendiriyor. Bireyin özgünlüğü değil, sisteme uygunluğu başarı sayılıyor. Platon’un Mağara Alegorisindeki gölgeler gibi, gerçek bilgi yerine onun yansımalarıyla yetinen bir düzen oluşuyor. Ve çoğu insan, gördüğünün gölge olduğunu bile fark etmiyor. Sonuç olarak eğitim, bireyi özgürleştirmek yerine standartlaştıran bir mekanizmaya dönüşüyor. Ve en büyük kayıp burada başlıyor. Düşünme kapasitesinin değil, uyum yeteneğinin ödüllendirilmesi.
Eğitim Bürokrasisinin Küllerinden Doğan Yasal İnfaz
"Teach You a Lesson", Güney Kore’nin sterilize edilmiş, veli baskısı ve statü hırsıyla felç edilmiş eğitim sisteminin damarlarına zerk edilen bir adrenalin dozu değil; o damarlardaki kangrenleşmiş çürümeyi cerrahi bir hassasiyetle kesip atan, kusursuz bir sistem infazıdır. Diziyi diğer intikam anlatılarından ayıran temel omurga, Na Hwa-jin karakterinin sıradan bir kahraman değil, devletin kendi bürokratik boşluklarını kullanarak yasal bir cellat rolüne bürünmesi ve sistemi, kendi yarattığı canavarları kendi silahlarıyla boğmaya zorlamasıdır. Burada izlediğimiz şey, basit bir okul draması veya tipik bir gençlik dizisi değildir; hiyerarşinin en altından en üstüne kadar yayılan, korunaklı ayrıcalıklı zorbalık virüsüne karşı geliştirilmiş, devlet destekli bir savunma mekanizmasıdır. Dizinin piyasadaki yüzeysel intikam dizisi veya aksiyon serisi etiketleri, içerdiği o karanlık sosyolojik gerçeği ve sistemin acizliğini örten bir perdeden ibarettir. Eğitim sistemi artık bir öğrenme yuvası değil; güçlü olanın zayıfı mülkiyet edindiği, adaletin ise ancak okul sınırları dışındaki o gri alanlarda, Na Hwa-jin’in sert müdahaleleriyle sağlandığı bir gladyatör arenasına dönüşmüştür. Na Hwa-jin’in uyguladığı disiplin yöntemleri, kaba kuvvetin bir eğitim metodu olarak trajikomik ve acımasız bir parodisini yapar. Dizi, zorbaların kendi manipülasyon teknikleriyle alt edilmesini sağlayarak sadece izleyicinin adalet arzusunu tatmin etmez; aynı zamanda sisteme çarpıcı bir ayna tutar: Reformun imkansız olduğu, ahlaki yozlaşmanın kanıksandığı bir düzende, yıkım artık tek rasyonel seçenek haline gelmiştir. Dizinin en özgün yanı, suçun ve cezanın sınırlarını bulanıklaştırıp, izleyiciyi adalet için şiddet meşru mudur? sorusunun tam ortasına, yani çıkışı olmayan o ahlaki labirente hapsetmesidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ideal öğretmen- öğrenci ilişkisi.’
Yazılacak bir kitap
Günün yorgunluğu nasıl geçer diye düşünürken gün bitmeye yakındı. Ufak bir imza için müdür yardımcısının beklerken iki öğretmenin gelmesiyle yollarını kestik biri genç biri orta yaşlarda, genç olan dikkatimi çekmedi bakmamıştım da ortanca yaşlarda olan kendini tanıtıp ben çağlayan deyim elini uzattı sıkmamakla kabalık etiğimin farkındayım ama inancıma uymazdı saygı da gösterdi genç olan hoca müdür yardımcısının odasında birşeyler karıştırırken gördüm dikkatimi çekmedi... tam ayrılacakken çağlayan hoca bizden bir ricada bulundu. Milli eğitime uğrayacaktır için derlerine girmemizi istediler hayır diyemedik ve hikayenin başlangıcı oldu merdiven çıkarken genç öğretmen duraksayıp solundan bana bakarak, branşınız nedir diye sordu benim gördüğüm tek şey gözleri ve atan kalbim oldu az önce bu benim ilgi alanıma girmez derken ne oldu da kalbimi hissedecek kadar etkilenmiştim, cevap vermediğimi görünce biraz utandı ve devam etti çocuk gibi iki üç adım koşar adımla yanında bittim. Biraz Tebessüm ederek, Benim baranşım sosyal bilgiler sizin dedim Tebessüm ederek din kültürü dedi. Çok güzel dedim istediğim bölümdü aslında ama gözümü korkutan çok oldu dedim güldü ah şu kalbim ritmi bozulması iyi olurdu o ne gülüş be adam... sınıfta çocuklara Erhamurrahimin gibi bir kaç gelime öğretiim iki ders, genç öğretmen işlerini haledip sınıfa gelince çağla arkadaşıma ve bana çikolata almış çağlayan hocayla. Göz göze gelince hisetiğim şeylerden korkup kaçacarcasına - benden bu kadar Allaha emanet deyip kapı yolunu tutum. Adımı bilmediği için hocam bu sizin dedi çikolayatı görünce kocaman Tebessüm ettim çok hoşuma gitmişti. Ben birdaha görmem dediğim hocanın derslerine stajdan sonra gönülü katılmaya başlayınca kendi topuğuna sıkmış oldum. hayatım tepe taklak olmuşken hayatımın darbesini
Yaşasın!! Abim geldi ( bedava özel öğretmen)
Öğretmen olmak vardı üç ay kafa rahat misss