“Bir gün güneş doğacak ve ay yerine dönecektir ama, ben ne olacaktım? Bizim kuşağımızın güneşi hangisiydi? Minarelerin aleminde can çekişen güneşle bir kez daha göz gezdirdim çevreye…” “Hiç birini içinde yaşadığım dünyama, iç dünyama yakın bulamadım. Annem, babam, kardeşim, hattat Cem, High School’lu Kâmuran, öğretmen Nezihe ve başkaları hep kendisiydi, dünyada bir yerleri vardı ama ben boşluktaydım. Onları bu meydandaki bir takım unsurlara benzetebilirdim ama, benim yerim neydi bu dünyada? Asıl önemli olan da bu.”
Sayfa 36 - elifbe, ketebe·Kitabı okudu
“Ama, yurt aradığım günlerde havasını, sessiz ve huzur dolu çevresini çok sevdiğim ve girmek için bir yıl beklediğim bu medrese bozuntusu yurtta, hayatımı kurtarmak için katlandığım kahır dolu günlerden sonra elime geçen ne? Yanlış yaşanmış ve bir daha geri gelmeyecek ilk gençlik yılları değil mi? Yalnız öğretmen çıkaran bir fakülteye, öğretmen olmamak kararıyla girmiş, iyi bir öğrenci sayıldığı halde, dört yıllık bölümünü beş yılda bitirememiş; şiiri ve hikâyeyi denedikten sonra eleştiride karar kılmış, fakat onu da başaramamış bir edebiyat, felsefe ve filoloji öğrencisi; doğulu mu batılı mı olmak gerektiğine henüz karar verememiş bir Anadolu çocuğu olan ben, Beşir Güner, geleceğimden ne bekleyebilirim? Okuyucunun görmediği, bir kısım aydının kuşkuyla göz gezdirdiği, sanatçının okumuyormuş gibi okuduğu ve bir kaç bin satan dergilerin lütfen basıp para vermediği yazılarıma mı, hiç doğmamış bir zengin kızıyla evleneceğime mi, yoksa anlaşamadığım politikacıların beni milletvekili seçtireceğine mi güveniyorum? Kala kala bir gazetecilik kalıyor ki, onu da ne hayaller uğruna bir daha bulaşmamak kararıyla iki yıl önce terk ettim. Dört yıldır hazırladığım ailem benden bir şey beklemiyor ama, aldığım kredinin ödenmesi başıma dert. Kendimi sanatçı bildiğim için de, savruk bir hayata alışmışım. Düzenli yaşamak, dokuzda başlayıp beşte bırakmak, benim için imkânsız gibi. Bu yüzden, evlenip çoluk çocuk sahibi olacağımı da sanmıyorum. Ben tam anlamıyla yanlış yaşamış, kaybolmuş biriyim. Hayatımın ne manâsı var, onu da bilmiyorum.” - Mustafa Miyasoğlu, Kaybolmuş Günler, s. 12-13
Sayfa 12 - elifbe suffe·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“İşte köyden on yumurtayla çıkan çocuğun öğretmen, subay, mühendis, milletvekili, hatta cumhurbaşkanı olabildiği yönetime Cumhuriyet denir evladım.”
Oysa bu ülkenin kurtuluşu, köydeki iki tane eğitimli, akıllı insanın kol kola çalışmasıyla olurdu: öğretmen ve imam. Maalesef bu ülke imamlarını ve öğretmenlerini ayırdı. Her anlamda...
Sayfa 19 - Elma Yayınevi
Kitap Alıntısı
Ben küçük bir öğrenciyken ögretmenlerim insanüstüydü. Korkuyla saygı arasında gidip gelen minik yüreğim, ne hissedecegini bilemezdi onların karşısında.Öğretmen­lerin de öğrencilerinden farklı insanlar olmadığını ancak büyüdügümde anladım.
Alıntı
Ben çocukken bir öğretmen şapkamı çıkarmamı söylediğinde çıkarırdım. Bugün bir öğretmen öğrenciden şapkasını çıkarmasını istese annesinden bir e-posta gelir; çocuğun aslında şapkasıyla kendini daha rahat hissettiğini açıklayan bir e-posta.
Sayfa 49·Kitabı okudu