Beklemek, hayatla birlikte ayrılmadan durur, alternatifi yoktur. Tren istasyonunda bekliyorsundur, aynı zamanda seni doğu, batı, kuzey, güney yönüne doğru götüren trenlere binersin. Çocuklar doğurur, onları büyütürsün, eğitim alır işe girersin, aşık olursun ya da ölülerini gömersin. Başına göçmüş olan evini yeniden tamir edersin. Veya yeni bir ev inşa edersin, istasyonda durmuş bekliyorken. Neyi bekliyorsun? Tam olarak beklediği şey neydi?
Karanlık korkutucu olabilir ancak havai fişekleri görebilmemiz için karanlığa ihtiyacımız var. Elimizdekinin değerini onunla yüzleşmeden anlayamıyoruz. Bir yandan da kulaktan dolma bilgiler bizi uzun süre idare etmez…