1000Kitap Logosu

Ogün D.

Kötülük Problemi Üzerine
Ateistlerin Tanrının yokluğuna (Günümüzde Din Felsefesi Literatüründe daha çok var olma olasılığının azlığına dair kullanılır yani mantıksal kötülük problemi çökmüştür, delilci kötülük problemi kullanılır.) dair sunulan Kötülük Problemine karşı din felsefesi literatüründe pek çok doğal teoloji, teodise vs. eksenli cevap verilmiştir. Ben bu yazıda bu argümanı daha çok analitik değilde edebi açıdan ele almak istiyorum ve bunu yaparken bu yazıyı bir dindarın yazısı değil de objektif görüşlerini belirten bir "insan" ın yazısı olarak okumaya çalışın ki ben genelde her daim zaten varoluşsal düşüncelerimi ortaya koyarım. Şimdi ateistler der ki evrende var olan kötülükler, hastalıklar, ölümler vesaire vesaire Allahın olma ihtimaliğinin azaltır. Burada argümantasyona dediğim gibi girmeyeceğim dileyenlerin biodaki linkten kötülük problemi ile alakalı makalelere bakabilir. Bu önerme de Allahın merhametsiz olduğu iddia edilir, yani bu önermenin sahiplerine göre hastalıkla yaratmak, ölümler vs. merhametsizliktir. Ben bu yazıda bunlar merhametsizlik mi buna da değinmeden bir "insan" olarak şu tespiti yapmak istiyorum; Benim için insan bir şeyden yakınıyorsa en azından o şeyi elinden geldiğince yapmamaya çalışan biri olmalıdır. Misal "Bu ülkenin insanı hiç okumuyor" diyen kişi eğer kendisi de hiç okumuyor bu çok absürd olur ve sözü bir etki de uyandırmaz. Veyahut "Hayvanlara kötü davranılıyor" diyen kişi eğer hayvanlara kötü davranıyorsa burada bir sorun var demektir. Aynı bu şekilde merhametsizlikten bahseden kişinin elinden geldiğince merhametli olduğunu da görmek isterim Ben hem dinsizlik dönemi geçirdim ve hali hazırda dindarlık dönemindeyim, bunu her daim belirtmeye çalışıyorum çünkü insanların fikirler arasında geçiş yapabileceğimizi, bunun bir fanatiklik meselesi olmadığı kavrasınlar istiyorum. Ve insanın yaşadığın deneyimler benim için önemlidir ben de size aktarmaya çalışıyorum ki belki bir öğüt olur. Şimdi ben dini inanca sahip olmadığım zaman müthiş görüntüye takan bir insandım hatta o kadar ki birisi saçımı ellese küfür edip döverdim. Boy takıntısı vs. her türlü görünüşle alakalı takıntı vardı. Kadınları sadece cinsel obje olarak görürdüm. Şimdi öyküm çok uzun olduğu için buraya sığmaz sadece bir iki örnek almak vermek istedim bunun üzerinden gidelim; Ben niye saçıma bile takardım niye kadınları cinsel obje olarak görürdüm ki? Ben size söyleyeyim çünkü yaşadığım toplum bunu dayatıyor da o yüzden. Yaşadığımız toplum eğer siz yakışıklı, güzel değilseniz sizi alaya alıyor, size çöp gibi davranıyor. Eğer bir sevgiliniz yoksa size ezik gibi davranıyor. Çoğu kadın neden güzel gözükmüye çalışır? Yapmayın canım cidden kendi istediği için mi? O zaman evde kendi kendisine yapsın :d hepimiz biliyoruz ki gösteriş için birbirimizi kandırmayalım. Erkekler de böyle, bir erkek neden 1.90 90 kg kaslı yakışıklı olmayı istesin ki? Neden bir kadın sürekli makyaj yapsın, estetiktir yaptırsın ki? Çünkü eğer kısa boyluysanız dalga geçilir, buğrunuz kemerliyse (benim öyle) dalga geçilir, kulağınız kepçeyse (benim öyle) dalga geçilir, sadece biraz teninizin rengi koyu olsun sizinle arap, zenci diye alay edilir. Emin olun bunların hiçbiri olmasaydı yani 1.90 boy 90 kilo kaslı sarışın mavi gözlü bir erkek ile bir bacağı olmayan, kör, burnu kemerli bir erkeği aynı görebilseydik o zaman hiçbir zaman bu tarz çabalara gerek kalmazdı. Eğer bir kadını sakat, zenci, burnu kemerli, hasta vs. sevebilseydik o zaman onların estetik yapma, güzel giyinme ihtiyacı da olmazdı... Şimdi buradan şuraya geleceğim, hani Allah zalim Allah merhametsiz biz mükemmel merhametliyiz ya Allah neden hastalık yarattı neden çirkinlik yarattı filan diyoruz. Peki ya insanoğlu sen ne kadar zalimsin? Sen kadar merhametlisin? Eğer Allaha merhametsiz deyip de 1 kez bile sakat bir insanla dalga geçmişseniz, bir kızı sadece yüzünde sivilce var diye alaya almışsanız, insanların boyuyla, kilosuyla, görünüşüyle alay etmişsiniz, köpeklere kedilere kötü davranmışsanız, mazlumlardan yüz çevirmişseniz, ölümlere gülmüşseniz vb. sonsuz örnek sayabilirim, sadece 1 kez bunları yapmışsanız ve siz kalkıp da "Hüğğ Allah ne kadar merhametsiz hüğğ" diyorsanız kusura bakmayın siz net şerefsinizdir hatta daha çok söverdim de burayo kirletmek istemiyorum. Benim için bundan daha samimiyetsiz daha alçakça bir şey olamaz. Biraz kendimden size bahsedeyim, ben bunları farkettikten sonra kendimizi ruhsal arındırmaya çalıştım ve elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sokak hayvanları besliyorum, kedim var (1 gözü yok görseniz o kadar tatlı ki), kör dostlarım var arada sokağa çıkınca rastlaşınca birlikte vakit geçiriyoruz, hastalıklara tedavi olabilmek için bölümümü bu eksenli seçtim. Benim için sakat, kilolu, zenci vesaire bir kadının bir manken zerre farkı yok hatta manken benim gözümde daha düşüktür benim için görünüşün zerre önemi yok. Eskiden boyum biraz daha uzun olsun diye ayakkabıya peçete koyan, saçını düzeltmekten derslere geç kalan, lens takan ben şimdi saçımın hangi şekilde olduğunu, boyumun kaç olduğunu nasıl göründüğümü bile tam olarak bilmiyorum. Eskiden sürekli vücut fotoğrafı atan benin şuan 1 2 tane yüzümün olduğu fotoğraf belki vardır. Eskiden insanlar hep bana baksın isterdim lakin şimdi sokağa çıkarken en dikkat çekmeyecek şekilde kombin yapıyorum (maske çok iyi oldu ha). Öğrenciyin fazla param yok ki paraya çok da önem vermem, kitaptan arta kalan paramla yardım yapıyorum uzun lafın kısası elimden geldiğince kendimce "iyi" olmaya çalışıyorum. Şimdi ben gördüğüm kadarı ile çoğu hatta hemen hemen "kötülük problemi" ni savunan herkesten daha merhametliyim. Ama benim için kötülük problemi bir zırva. En basitinden tüm bunlar olmasaydı ben bu değişimi yaşamayacaktım ve bu insanlarla aramda bir fark olmayacaktı. Anladım ki kötülük bizde biz kötüyüz ve bunu değiştirmek bizim elimizde. Ve bu bizi ayıracak ve farklı kılacak şey. Şimdi ben böyle düşünürken kötülük problemini savunup da he türlü kötülüğü yapana ne demeli? Bu bir tecavüzcü'nün kahrolsun tecavüzcüler diye gelip koyu bir feministe bunu söylemesi gibi olur değil mi? Gelin size güncel bir örnek vereyim; Filistende bir sürü mazlum katledildi, öldürüldü, evlerinden edildi değil mi? Ben sosyal medyaya hakimimdir çok fazla dinsiz, ateist ile tartışırım ve hemen hemen her sayfayı, kanalı bilirim. Peki sizce bu afrikadaki çocuklar niye aç yav diyen bu sayfalar , Allaha zalim diyen bu kanallar, kaçı filistindeki insanlar için herhangi bir destek de bulunmuştur? Kaçı yardım eli uzatmıştır? Ben size diyeyüm bırakın yardımı "Oh has olsun" diyenler vardı. Ee ne de olsa Müslüman, vurun kahpeye! Bakın istisnasız, tek bir ateist sayfa bile filistine destek vermedi, hatta pek çoğu bu zulmu destekledi. Şimdi bu insanlar yarın öbürgün yine sağdan soldan buldukları sakat çocuk fotosu ile hüngür hüngür ağlayıp merhametten bahsedip paylaşım yaptıktan sonra süt banyosuna devam edecek ve günde 5 öğün ile çatlayana kadar o mideyü dolduracak. Ben bu insana çok şey söylerim lakin burada edebimi bozmak istemiyorum. Benim için samimiyetsiz insanın ister dini olsun olmasın sözünün zerre itimadı yoktur. Sorsan herkes merhametli de bu zalimler kim o zaman? Bu kadar Allahın merhametini sorgulayan insan, bu kadar açlıktan dem vuran tok insan var da bu açlar kim o zaman. Bakın açlık demişken günümüzde tokluktan ölenlerin sayısı açlıktan ölenlerden daha fazla biliyor muydunuz? 800m aç insan varken tam 3 milyardan fazla obezite insan var geri kalan 4 milyarın bırakın günü kaç saatte bir yemek yediğini ne kadar yediğini hepimiz biliyoruz. Bu kadar açları düşünen var da bu toklar kim? Herkes afrikadaki çocukları üzülüyor da bu afrika nasıl aç? Bu arada aç olanlar da dindarlar :d ve oraya yardım götürenler de dindarlar. Sahi kötülük problemini savunan insanların kaçı afrikaya yardım da bulunuyor, kaç tane dinsiz ateist yardım kuruluşı var? Bırak yurt dışını ülkemizde yardım dağıtan kaç tane dinsiz kuruluş var? Ateizm derneği sağolsun bir ara bi kap çorba vermişti hatırladığım kadarıyla tabi aldıkları mülk bağışından arta kalmışsa demek ki... Geçen sokağa çıktım, moralim bozuktu hava almak için, sokaklar tıklım tıklım, bizim amâ olan Orhan abiyi gördüm yolda yürüyordu normalde hemen gider koluna girerdim, moralim bozuktu o an yardımcı olamazdım (aslında olabilirdim bu da benim kötülüğüm) şöyle bir durdum ve etrafı seyrettim baktım ki bir kişi Orhan abiyi farkedecek mi yardım edecek mi? Bırakın yardım etmeyi sanki Orhan abi değilde insanlar körmüş gibi adamın yolunu kapatıyorlardı. Daha anlatacak zibilyon tane şey var da şimdi siz o yolda yanınızdaki kör insanı bile farkedemeyecek kadar körseniz, yanınızda cinsel zevklerinizi tatmin etmek için dolaştığınız sevgilinizle kakara kikiri gülerek geçip giderken hatta üstüne farketseniz dalga geçecek biriyseniz sizin kötülük probleminizin de sizin de ta ...... Fikrim bir insan olarak budur ve dinsiz olsam bile insan kaldığım sürece de böyledir!
15
            SEVİYE-1 “Apayrı Yaşam Sistemi” kapsamında, hastalıkları tedavi etmek amacıyla kurulan ve toplam 9 seviyeden oluşan Seviyeler Tedavi Sistemi’nin başlangıç noktasına “Seviye-1” denir. Seviye-1’in yaşam boyu rahatlıkla uygulanabilir bir disiplin olsa da bunun, beslenme hayatında ulaşılması gereken son nokta olduğu sanılmamalıdır. Elit bir beslenme hayatına sahip olmanın ancak sistemi tamamlamak ile mümkün olduğu bilinmelidir. Her ne kadar Seviye-1 “gıdaların glisemik indeks değerlerini” baz alan bir beslenme programı ise de benzerlerinden onu ayıran şey, “doğru beslenme programları” ile desteklenen bir model olmasıdır.   A - SEVİYE-1 KURALLARI: 1- İlk kural niyet etmektir. Bu konu aşağıda “Seviye-1 Uygulaması” başlığı altında detayı ile anlatılmıştır. 2- 40 gün boyunca yasaklı gıdalardan herhangi birinin tüketilmesi, Seviye-1’in metabolizma üzerindeki tedavi edici etkisini sıfırlar. Böyle bir durumda programın ilk gününe tekrar geri dönülmesi gerekmektedir. Örneğin; 38 gündür seviye-1 uygulayan kişi  bir sebeple 39’uncu günde yasaklı gıdalardan birini tüketmişse Seviye-2’ye geçemeden tekrar Seviye-1’in birinci gününden başlamak ve 40 günü tamamlamak zorundadır. Yasaklı gıdalar aşağıda “Yasaklı Gıdalar Listesi” başlığı altında anlatılmıştır. 3- Seviye-1 iki öğünden oluşmaktadır. Bu iki öğün dışında tek bir lokma dahi tüketilemez. Sadece sıvı alım kurallarına uygun olmak şartıyla serbest sıvılar tüketilebilir. 4- Öğün vakitleri için belirtilmiş olan saat aralıklarına uyulmalıdır. Öğünlerin saat aralıklarını gösteren Seviye-1 uygulama tablosu ve detaylı açıklaması aşağıda ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. 5- Sıvı alım kurallarına uymak zorunludur. Sıvı alım kuralları aşağıda ayrı bir başlık altında anlatılmıştır. 6-. Besinlerin yeteri kadar çiğnenmeden büyük parçalar halinde yutulması yasaktır. Bir besinin yeteri kadar çiğnendiğinin göstergesi ağızda mukus kıvamını almasıdır. Bu kuraldan ötürü Seviye-1’e yeni başlayanlarda çene ağrısı oluşması normaldir. Bu durumun bir süre sonra geçeceği bilinmelidir. 7- Fiziksel engeli olanlar hariç, günün istenilen bir saatinde en az 30 dakika “normal tempo” ile yürüyüş yapmak şarttır. Yürüyüş için en uygun zaman; öğünlerden önce, midenin boş olduğu zamandır. Ayakta çalışan veya gün içerisinde yaklaşık 10.000 adım atan kişilerin bu yürüyüşü yapmaları zorunlu değildir.   B - YASAKLI GIDALAR LİSTESİ: Bu sistemin kural olarak benimsediği ve aşağıda 8 madde halinde belirtilen yasaklara uymak suretiyle herkes menüsünü kendi damak zevkine ve durumuna göre oluşturabilir. Kişiye göre değişmekle birlikte bu gıdaların tamamına yakını tedavi süreci tamamlandıktan sonra kademeli olarak serbest bırakılacaktır.  1- Her tür un ve undan üretilen mamuller yasaktır. Örneğin; ekmek, makarna, tel şehriye, tarhana çorbası (unla yapılanı),terbiyesinde un kullanılan tencere yemekleri veya içine ekmek katılmış köfte. Bakliyatlar ve kavrulmamış kuru yemişlerin tüketilmesi serbest ise de bunlardan elde edilen unlar da yasaktır. (nohut unu, mercimek unu, kuruyemiş unları, vb.) 2- Şeker ve içeriğinde şeker olan her türlü gıda maddesi yasaktır. Dolayısıyla normal şartlar altında tüketilmesi faydalı olan bal, pekmez, taze veya kuru meyvelerin tüketimi  Seviye-1’de yasaktır. (Not: Apayrı Yaşam İksiri, içeriğindeki eser miktardaki bal ve pekmez, diğer maddelerle karışarak farklı bir yapıya dönüştüğünden tüketilebilir.) 3- Pirinç, patates, irmik, mısır ve bunları ihtiva eden tüm yiyecekler yasaktır. 4- Kuruyemişler kavrulmuş ise yasak, kavrulmamış ise serbesttir. 5- Havuç pişmiş olarak (yemeklerin içinde) yasak, çiğ olarak (salatada) serbesttir. Ayrıca çiğ şekilde tüketilmesi durumunda, öğlen öğünü ya da akşam yemeği olmak üzere günde sadece bir kere tüketilmelidir. 6- Kestane, balkabağı, pancar, şalgam, nar ekşisi ve yulaf yasaktır. 7- Kızartma olarak pişirilen her şey yasaktır. Mesela biber, patlıcan tüketmek serbest olmasına rağmen bu gıdaları yağda kızartılarak yenilmesi yasaktır. 8- Sıvı alım kurallarına uymak suretiyle içeceklerden su, çay, içeriğinde şeker bulunmayan bitki çayları (dolayısıyla meyveli çayların tüketimi yasaktır), Türk kahvesi, filtre kahve ve sade maden suyu serbesttir. Bunların dışında kalan diğer içecekler yasaktır.  Ayran, kefir ve süt ise bir öğünde sadece yemek yerine tüketilecek ise serbesttir. İçme suyunu, sürahide limon, maydanoz, taze kekik gibi içeriğinde şeker olmayan gıdalar ile tatlandırmakta bir sakınca yoktur. (Not: Markette satılan hazır bitki çaylarını tüketmek, içinde bulunan tatlandırıcılar sebebiyle yasaktır.) Yukarıda listelenen yasaklı gıdalar dışında kalan diğer tüm gıdalar serbesttir. Serbest olan gıdalar arasında (örneğin: süt, yumurta, et) alerjik reaksiyonu olduğunu bildiğiniz ya da tüketildiğinde kişide şişkinlik, yoğun gaz ve hazımsızlık sorunlarına sebep olan gıdalardan uzak durulması tedavi sürecini hızlandıracaktır.   C- SIVI ALIM KURALLARI: 1- Yemeklerden 30 dakika önce sıvı alımı kesilir. Bu noktada yemeklerden 30 dakika önce 1 büyük bardak su içilmesi tavsiye edilir (Bir kural değil, tavsiyedir). Sonrasında başka bir sıvı tüketmeyerek 30 dakika boyunca yemek vakti beklenir. 2- Yemek esnasında kesinlikle hiçbir sıvı alımı yapılmaz. (su, çay, ayran, maden suyu vb.) 3- Yemekten sonra en az 1.5 saat (ideali 2 saat) bekledikten sonra serbest olan sıvılar tüketilebilir. 4- Uykudan uyanır uyanmaz su içilmemelidir.   ÖRNEK SIVI ALIM KURALLARI TABLOSU 12:30 - SIVI ALIMI KESILECEK 13:00 - 13:30 ÖĞLEN YEMEĞİ 15:00 - SIVI ALIMINA DEVAM 18:30 - SIVI ALIMI KESİLECEK 19:00 - 19:30 AKŞAM YEMEĞİ 21:00 - SIVI ALIMINA DEVAM D- SEVİYE-1 UYGULAMA TABLOSU ve AÇIKLAMASI Akşam yemeğinin en geç 19:30’da bitmiş olması gerekmektedir. Çok zaruri durumlarda bu süre 20:00’a kadar uzatılabilir. Hiçbir durumda saat 20:00’den sonra kesinlikle hiçbir şey yenilemez. Akşam yemeği ile gece uykusu arasında minimum 3 saat, tercihen 4 saat ve üzeri vakit olmalıdır.  E- SEVİYE-1 UYGULAMASI Seviye-1’e başlarken ilk yapılması gereken ‘tüm seviyeleri tamamlamak üzere bu tedavi sistemini uygulamaya niyet’ etmektir. Bu niyetin hem batınen (kalben) hem de zahiren (dıştan) yani kişinin duyacağı bir ses ile 3 kere tekrar edilerek yapılması çok önemlidir. Bu sayede tüm hücreler yapılan niyetin farkına varıp çalışmalarını ona göre programlayacaktır. Niyetin gücü ile sürecin zorluğu/kolaylığı doğru orantılıdır. Niyet ne kadar kuvvetli, inançlı ve kararlı yapılırsa Seviye-1 de aynı oranda kolay geçecektir. Bu bilgi binlerce kişiden gelen geri dönüşler ile teyit edilmiştir. Niyet ile ilgili örnek bir metin: “Niyet ettim Allah'ım senin rızan için, sağlığımı kazanmak niyetiyle Apayrı Yaşam Beslenme Sistemini tamamlamaya ve ilk adım olan 40 günlük Seviye-1 uygulamaya. Sen zorlaştırma kolaylaştır, ya Rabbi."    1- Seviye-1’den bir gün önce: Seviye-1’e başlamadan bir gün öncesinde, öğünlerini gösteren tablodaki saatlere uygun bir şekilde akşam yemeği yenir (Bu akşam yemeği 40 günden sayılmaz. 40 günden geri sayım ertesi gün başlamaktadır.) Sofradan iyice doymuş olarak kalkmak ilk gün için oldukça önemli bir detaydır.  Yemekten sonra istenilen bir saatte yukarıda anlatıldığı gibi niyet edilir ve ertesi gün resmen Seviye-1’in ilk günü başlar. Seviye-1 süresince akşam yemeklerinin en temel gıda maddesi bulgurdur. Bulgur tüketmek şart olmamakla birlikte ekmek bağımlısı olan kişilerin sisteme adaptasyonunu sağlamak için oldukça uygun bir besin maddesidir. Bu bilgi, dünya üzerinde ekmeği en çok tüketen ülkenin vatandaşları olan ve Seviye-1 uygulayan on binlerce kişi tarafından, uygulanarak doğruluğu teyit edilmiştir. Ayrıca bulgur, nispeten düşük Gİ değeri ile temiz bir karbonhidrat kaynağıdır. Sadece pilav olarak değil, kısır, çiğ köfte veya farklı şekillerde de tüketilebilir.  Bulgura karşı bilinen bir alerjisi olan kişilerin doğal olarak bu gıdayı tüketmemeleri gerekmektedir. 2- Seviye-1 birinci gün sabah: Sabah uyandıktan sonra tabloda gösterilen öğlen öğününe kadar herhangi bir gıda maddesi tüketilmez ve sadece serbest olan sıvılar içilebilir. Bilinenin aksine gün içerisinde 2,5-3 litre su içmek için (özellikle kışın)  kişinin kendini zorlaması doğru değildir. Açlığı bastırmak için aç karnına aşırı su tüketmek işe yaramadığı gibi bilakis mide bulantısı ve halsizliğe sebep olur. Gün içerisinde 1 litre su tüketiminin altına düşmemek kaydıyla kişiler, her gün kendi vücutlarının belirlediği ölçüde su tüketmelidirler. Saat 10.00 gibi şekersiz bir Türk kahvesi veya filtre kahve içilerek öğlen öğününe kadar iştahın kesilmesi sağlanır. Kahve yerine yeşil çay veya başka bir bitkisel çay içebilir ve bu çaylara toz zencefil ve/veya zerdeçal ekleyebilirler. Buradaki amaç bozuk beslenmenin etkilerini hala taşımakta olan kişinin öğlen öğününe kadar olan süreçte iştahını kesmektir. Yıllardır süregelen yanlış beslenme sebebiyle metabolizması bozulmuş kişiler için ilk günler biraz zor ve stresli geçebilir. Fakat eğer çok güçlü bir niyet ve kararlılıkla sisteme başlanmışsa metabolizmanın Seviye-1’e adaptasyonu 1-2 gün gibi kısa bir sürede sağlanır. Bu adaptasyonun sağlanmasıyla birlikte Seviye-1 uygulayanlar gerçek manada tokluğu yaşamaya başlayarak aslında bugüne kadar hep aç olduklarını tecrübe edeceklerdir.  3- Seviye-1 birinci gün öğlen: Saat 12:00-13:30 aralığında aşağıda anlatılan “yemek adabı” göz önünde bulundurularak kahvaltı yapılır. Kahvaltı menüsündeki temel besin maddesi yumurtadır. Yumurtaya karşı alerjisi ya da yumurtanın dokunduğu bir hastalığı olan kişiler bu gıdayı tüketmemelidir. Rafadan, haşlanmış, menemen olarak veya tavada hafif kızartılarak tüketilebilen yumurtaya ek olarak kahvaltıda tereyağı, peynir, zeytin, mevsim sebzeleri, mantar, kavrulmamış kuruyemişler (ceviz, badem, fındık vb.), tahin tüketilebilir. Akşam yemeğinde bulgur tüketilecekse öğlen; öğlen bulgur tüketilmişse akşam yemeğinde bulgur tüketilmemelidir. Öğünlerde tüketilen gıda miktarının belirli bir sınırlaması yoktur. Özellikle akşam yemeklerinde sofradan iyice doyarak kalkmaya dikkat etmek programa adaptasyonu kolaylaştırır. Öğlen öğününde ise, akşam yemeği saati geldiğinde hala açlık hissedilmeyecek miktarda yemek yemek, akşam yemeğinin hafif atlatılmasına ve ertesi sabah erkenden açlık hissedilmesine neden olacağından pek tavsiye edilmez. Hatta Seviye-1’in son çeyreğinde öğlen öğününde tüketilen gıda miktarını azaltmak Seviye-2’ye geçişi oldukça kolaylaştırmaktadır.    4- Seviye-1 birinci gün akşam: Saat 18:00 – 19:30 arası istenilen bir saatte “yemek yeme kuralları” dikkate alarak akşam yemeği yenilebilir (yemek yeme kuralları seviye-1 yazısı sonunda verilmiştir) Özel durumlarda süre 20.00’a kadar uzatılabilir ama bu saatten sonra tek bir lokma dahi yenilmemelidir. Akşam öğününde temel gıda maddesi olan bulgura ek olarak yasaklı listesinde olmayan her türlü gıda tüketilebilir. Örneğin, et, balık, tavuk gibi hayvansal gıdalar veya fasulye, nohut, mercimek vb. gibi bakliyatlar. Yine her türden sebzenin yemeği yapılıp tüketilebilir. Salata, yoğurt, tahin ve yasaklı gıda içermeyen her türlü çorba serbesttir .(İşkembe, kelle paça, mercimek vb.) Sofradan kalkmadan, yemeğin hemen üzerine kavrulmamış kuruyemişler tüketilebilir. Aşırı şeker bağımlısı olan kişiler ilk günlerde “niyetlerinin zayıflığından ötürü” yoksunluk sendromu yaşarlarsa bunu kolay atlatmak için yemeğin hemen üzerine “Apayrı Tahinli” yemeleri tavsiye edilir. “Apayrı Tahinli tarifi: 1- Rondoda ceviz badem gibi istenilen taze kuruyemişler çekilir. (Ne kadar ufaltılırsa o kadar güzel olur) 2- Bir kâseye tahin konulur ve çekilmiş kuruyemişler tahini koyulaştıracak miktarda eklenir. 3- Bu karışımın üzerine tarçın serpilir. İstenirse içine kakaoda serpilip çok güzel bir lezzet elde edilebilir.”   Yemekleri, sıvıdan katıya olacak şekilde tüketmeye dikkat edilmelidir. Menüde eğer varsa ise önce çorba, sonrasında sulu yemek ile birlikte salata ve en son bulgur pilavı yenilmelidir. Bu çok önemli bir beslenme kuralıdır. Not: Çorba, içildikten kısa bir süre sonra mideyi terk ettiğinden kalıcı bir tokluk hissi vermez ve mideyi şişirir. Bu durum kişilerin, yemekten tok olarak kalktıkları halde kısa süre sonra tekrar acıktıklarını zannetmelerine sebep olabilir.Bu nedenle, özellikle seviye-1’in ilk günlerinde daha kalıcı bir tokluk yaşamak adına akşam öğünlerinde çorba tüketilmesi pek tavsiye edilmemekle birlikte yasak değildir. NOT: Sabah 5’te uyanan bir kişinin öğlen kahvaltısı için 12:00 – 13:30 beklemesine gerek yoktur. Böyle bir durumda kahvaltısını 09:00 ve sonrası istediği bir saatte yapabilir. Yine aynı şekilde akşam yemeği içinde 18:00-19:30 aralığını beklemesine gerek kalmaz. Akşam yemeğini 16:00 ve sonrasında istediği bir saate yapabilir. (yemek ile uyku arasına minimum 4 saat koymak suretiyle)   ÖNEMLİ  TAVSİYELER: Seviye-1 uygulayan bir kişinin burada verilen tavsiyeleri uygulama zorunluluğu yoktur. 1- Akşam yemeğinden aç kalkılmamalı, kişide rahatsız edici bir karın şişkinliğine varmayan bir doygunluk hissi olmalıdır. Kişi Seviye-1’e devam ettiği müddetçe bu dengeyi gözetmeyi kendi kendine öğrenecektir. 2- Yemekler ne kadar lezzetli ise doygunluk hissi o kadar fazla olacağından yemekleri tatlandırmak için her türlü baharatı kullanmak serbesttir. 3- Seviye-1 uygularken açlık hissi oluşursa hemen hareket kalkıp 5-10 dk. yürüyün. Hareket etmek, açlık hissini bastıracaktır. 4- Seviye-1’in kuralı olmamakla birlikte, A kan grupları, menülerinde ne kadar az kırmızı et bulundururlarsa hastalıklarının iyileşmesi o kadar hızlı gerçekleşir. 5- Seviye-1’in kuralı olmamakla birlikte, 0 kan grupları öğlen menülerinde ne kadar az peynir bulundururlarsa hastalıklarının iyileşmesi o kadar hızlı gerçekleşir. Maddi imkânları el veriyorsa akşam yemeklerinde bulgur pilavı yerine et tüketmek onları hem daha tok tutar hem de iyileşme süreçlerini hızlandırır. 6- Seviye-1’in kuralı olmamakla birlikte, AB ve B kan grupları menülerinde ne kadar az beyaz et bulundururlarsa hastalıklarının iyileşmesi o kadar hızlı gerçekleşir. Tavuk, kaz ördek gibi beyaz et AB ve B kan grupları için tek başına bir hastalık sebebidir. Apayrı yaşam sistemi 💐    
10
Ufuk ahmet Çelik
bir alıntı ekledi.
Rumeli Hisarın şekli kufi yazısı ile arapça Muhammed ismi şeklinde yapılmıştır zağnos pasa kulesi M Halil paşa kulesi H Sarıca paşa kulesi M ve niyahetteki burç D harfi yerindedir FATİH SULTAN MEHMET ilk taşı 3 nisan günü koyması rastlantı değildir öğün Hz Muhammed’in doğum günüdür son taşın koyulduğu gün 12 Ağustos ise regaip kandilidir bu zaman aralığı 132 gün hisarın yapımı özellikle bu zaman diliminde tamamlanmıştır çünkü || Mehmet imzasını yalnızca taşlarla İstanbul boğazına kıyısına değil gün hesabıylada tarihe atma düşüncesindedir buruda başarmıştır Rumeli hisarının inşasını kapsayan 132, Ebced heabıyla MUHAMMED kelimesinin sayısıdır
13