O gün
Puan vermedi·319 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
Merhaba Sevgili Okur Kitap üç bölümden oluşuyor: Gündüz İnsanları, Gece İnsanları ve O Gün. Gündüz İnsanları bölümünde, plazada çalışan ve rüya göremeyen Ogün karakteri üzerinden oldukça çarpıcı bir distopya kuruluyor. Modern hayatın tekdüzeliği, başarı baskısı ve bireyin kendi benliğinden uzaklaşması etkileyici bir şekilde işleniyor. Gece İnsanları bölümünde ise atmosfer tamamen değişiyor; doğayla iç içe, daha özgür ve daha sahici bir yaşamın izlerini görüyoruz. O Gün bölümünde ise aile içi çatışmalar, insan ilişkileri ve geçmişin yükleri hikâyenin merkezine yerleşiyor. Kitap, belirgin bir olay örgüsünden çok Ogün'ün iç dünyasına, zihinsel savruluşlarına ve varoluşsal sorgulamalarına odaklanıyor. Toplumun dayattığı kurallar, evliliklerin görünürdeki mutluluğu, bireyin yalnızlığı ve "Gündüz İnsanları" ile "Gece İnsanları" arasındaki derin uçurum okuyucuya düşündürücü bir şekilde sunuluyor. Bir yanda düzenin ve kalıpların içinde sıkışıp kalan insanlar, diğer yanda kendi özünü korumaya çalışanlar... Ogün'ün bu iki dünya arasındaki arayışı, insanın aslında ne için yaşadığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Hayatta tek bir günün bile insanın yönünü değiştirebileceğini, kendi özüne ne kadar uzaklaştığını fark etmenin bazen bir ömre bedel olduğunu anlatan; okurken sık sık durup düşünmeye sevk eden farklı bir eserdi. Sorgulatan, düşündüren ve sizi karakterin zihnine dahil eden bir okuma deneyimi istiyorsanız mutlaka okumanızı tavsiye ederim. ✿Hep kitapla kalın
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
9/10
·319 syf.··
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 10:52
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım bugün sizlere @yagmurkizilkoca 'nın kaleminden muhteşem bir kitap olan O Gün'ü anlatacağım. Yazarın kalemi ile tanışma kitabım oldu ve kalemini çok beğendim. Kitabın konusu: Psikolojik ağırlıklı, iç monologlarla ilerleyen ve bir karakterin kendini anlama sürecini anlatan bir roman. Hikâyenin merkezinde Ogün isimli bir plaza çalışanı var. Dışarıdan bakıldığında sıradan biri gibi görünse de aslında oldukça yalnız, karmaşık ve içsel çatışmaları yoğun bir karakter. Günlük hayatı monoton geçiyor; toplumun beklentilerine uyum sağlamaya çalışırken bir yandan da kendisini ve hayattaki yerini sorguluyor. Evlenmek istese de kendine uygun birini bulamıyor. Bu bölümde bana hayatı çokça sorgulattı diyebilirim. Kitabın ilk bölümü olan “Gündüz İnsanları”, Ogün’ün şehir hayatındaki rutinini ve iç dünyasını anlatıyor. Plaza yaşamı, kalabalıklar ve modern hayatın sıradanlığı içinde sıkışmış bir karakter görüyoruz. İkinci bölüm “Gece İnsanları”nda ise Ogün’ün hayatı değişmeye başlıyor. İşinden kovulmasının ardından şehirden uzaklaşıp doğaya yöneliyor. Burada geçmişine dair önemli şeyler öğreniyoruz: küçük yaşta evi terk eden bir anne, bakım evinde kalan ve evi ile ilgilenmeyip başka kadınlara giden bir baba, çocukluk travmaları… Bu bölüm Ogün'ün geçmişiyle yüzleştiği ve kendini yeniden kurmaya çalıştığı kısım oluyor. Doğadaki yeni yaşamında Ingrid’in ailesiyle tanışması onun için bir dönüm noktası hâline geliyor. Mahir Bey’in ona gösterdiği baba şefkati ve Eliza ile kurduğu bağ, Ogün’ün ilk kez aidiyet hissine yaklaşmasını sağlıyor. Hikâye burada sadece bireysel bir psikoloji anlatısından çıkıp insanın sevgi, anlayış ve anlam arayışına dönüşüyor. Kitap hakkındaki düşüncelerim: Beni iyi anlamda şaşırtı. Ogün'ün yaşadıkları,hayatı sorgulaması bana
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·319 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
O Gün - Yağmur D. Kızılkoca Bir adam… rüya görmüyor. Asla. Bir insan rüya görmezse ne olur? Zihni çürür mü, yoksa tam tersine gerçeği ilk kez olduğu gibi mi görmeye başlar? Ogün tam da bu sorunun ete kemiğe bürünmüş hali. O, rüyasız bir gözlemci. Gündüz İnsanları’nın katı, neonlu, “her şey yolunda” yalanına ve Gece İnsanları’nın maskeli, soluk alan, tehlikeli özgürlüğüne aynı çıplak bakışla bakıyor. Rüyası olmadığı için filtreleri yok. Hayal kuramıyor, dolayısıyla kendini kandırması da zor. Bu yüzden toplumun çatlaklarını, evliliklerin sahteliğini, aidiyet arayışındaki boşluğu en keskin şekilde görüyor. Rüyasızlık burada sadece bir tıbbi durum değil; büyük bir metafor. • Çocukluk travmalarının, ailedeki kırılmaların, bastırılmış acıların yarattığı bir uyku hali. • Toplumun dayattığı “gündüz” rolüne uyum sağlamak için bilinçaltını kapatmış bir adamın hali. • Gerçeği rüyalarla yumuşatmadan, olduğu gibi sindirmek zorunda kalan bir ruhun yalnızlığı. Ogün rüya göremediği sürece hem korunaklı hem de lanetli. Korunaklı çünkü kendini kandırmıyor. Lanetli çünkü acı hiç dinmiyor, her gece aynı çıplak gerçekle yüz yüze kalıyor. Ama kitapta asıl sarsıcı dönüşüm üçüncü bölümde başlıyor: Annesinin dönüşüyle birlikte Ogün ilk kez rüya görmeye başlıyor. İşte orada metafor zirveye çıkıyor. Rüyalar, bastırılmış geçmişin, yaraların ve gerçek benliğin su yüzüne çıkışı. Rüya görmek hem kurtuluş hem de en büyük hesaplaşma. Çünkü rüya gördüğü anda Ogün artık sadece gözlemci olmaktan çıkıyor; kendi hikâyesinin içinde aktif bir yolcu haline geliyor. “O Gün” tam da bu geçişin adı: Bazen “o gün” sandığımız şey, aslında yılların birikmiş hesaplaşması olabiliyor. İçsel yolculuk seven, yavaş tempolu ama katman katman açılan, distopik dokunuşları olan ama en çok da insanı sorgulatan romanlar
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
8/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 157. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 12:39
Ogün..Hiç rüya görmeyen bir adam düşünün. Hayatında iki şık var sadece .Olasılıklara kapalı. Bu yüzden de aklından ne geçirirse pat diye söylüyor . Bu da etrafında çok sevilen bir insan yapmıyor onu . Ogün e göre insanlar ikiye ayrılır. Gece insanları ve gündüz insanları.. Gündüz insanları düzenin içinde var olmaya çalışanlar.Güneşle uyanıp güneş batınca yatanlar ,çalışmayı, uyum sağlamayı hayat amacı edinen ama görünmez kalanlar . Gece insanları ise ,hayatın tadını çıkaranlar. Her anın zevkine varanlar.Onlar için çalışmak bir zorunluluk ama geri kalan her şey mümkün. İş sadece bir ayrıntı.. Ogun ün annesi o küçükken bir gün bırakmış gitmiş. Babası da huzurevinde .Ogün arada gidip ziyaret ediyor ama hep huysuz bir baba. Ogün önce gündüz insanı olmayı deniyor. Bir plazada çalışıyor. Ama bir gün anlayamadığı bir şekilde kovuluyor. Bir tesadüfle Eliza ile tanışıyor ve onun malikanesine yerleşiyor. Annesi Ingrid ve babası Mahir le çok güzel bir ilişki gelişiyor aralarında. Gündüz insanı olmaktan gece insanı olmaya dönüşüyor Ogün. Kitap üç kısımdan oluşuyor. Birinci kısım gündüz insanları, ikinci kısım gece insanları, üçüncü kısım ise Ogün. Bu kısımda artık Ogün ün hayatındaki kırılmayı ve kendini yeniden bulma sürecini okuyoruz . Ogün ün karakter değişimini okumak çok güzeldi .Yazarın metaforik anlatımı çok başarılı gerçekten.. Psikolojik derinlikli hikayeleri sevenler için tavsiyemdir... Kitapla kalın dostlar... O Gün Yağmur D. Kızılkoca
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Puan vermedi
Merhaba sevgili arkadaşlar. Bugün masamda 'O Gün' kitabı var. Yazarla ilk defa tanışıyorum ve bu okuduğum ilk kitabı. Yazar, karakterin kendi derinliklerine yaptığı süreçleri üç ana bölüm üzerinden kurguladığı harika bir roman yazmış. Metafor, derinlik yeraltı edebiyatı sevenler çok sevecektir eninim İlk bölüm olan 'Gündüz', plazalarda çalışan, sistemin bir parçası haline gelmiş, her şeye uyum sağlayan ancak distopik bir evrenin içinde hapsolmuş bir karakter. Ogün’ün işten atılması ve Eliza ile karşılaşması, statükoyu değiştiren ve onu ikinci bölüm olan 'Gece'ye sürükleyen kırılma noktasını oluşturuyor. Bu ikinci kısımda Ogün, doğayla iç içe, daha sade bir hayatın içinde bir arayışa giriyor. Bence bu bölüm en güzeliydi sevdim Kitabın son bölümü olan 'O Gün' kısmında ise asıl hesaplaşma yaşanıyor. Bu bölümde Ogün’ün çocukluk yılları, anne ve babasıyla olan ilişkisi mercek görüyoruz. Karakterin yıllardır neden rüya göremediği gibi temel sorular bu bölümde yanıt buluyor ve Ogün’ün kimliğiyle olan çatışması belirginleşiyor. Kitaptan not aldığım bazı cümleler ise şunlar: * "Her zaman iyi davranan bir insan, her zaman kötü davranan insandan daha tehlikeliydi." * "Asla kendi liginden olmayan birine niyetini açıklama." * "Bir insanı yetiştirmenin tek kuralı vardır. O da sadece örnek olmaktır." * "İnsan gündüz yüzüne taktığı maskeyi istese de sökemez ama gece gelip gözler kapanınca maskeler düşer." * "Öfke kendini sahneye çıkarır."
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2026 10. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 12:12
OGÜN, insanları yalnızca ekonomik ya da sosyal statülerine göre değil, yaşam biçimlerine göre de ikiye ayıran çarpıcı bir distopya. Romanda “gündüz insanları” düzenin kuralları içinde var olmaya çalışan, sisteme uyum sağlayarak yaşam mücadelesi veren kesimi temsil ederken; “gece insanları” hayatın tadını çıkaran, ayrıcalıklı ve özgür yaşayan tarafı simgeliyor. Hayatın evlilik, çocuk sahibi olmak ve belirli kalıplara uyum sağlamak üzerine kurulduğu bu dünyada, bireyin değeri insanlığından çok statüsüyle ölçülüyor. İşini kaybeden karakter üzerinden sistemin ne kadar acımasız olabileceğini görüyoruz; önce temel ihtiyaçları elinden alınıyor, sonra yaşam alanı bile tehdit altına giriyor. Elisa karakterinin hikâyeye girişiyle roman başka bir boyut kazanıyor. Okur, bir yanda yoksunluk ve dışlanmayla mücadele edenleri, diğer yanda tüm ihtişamıyla malikânelerde yaşayan elit kesimi görüyor. OGÜN, yalnızca bir kurgu değil; bugünün dünyasına da ayna tutan, sınıf farkı, ayrıcalık ve adalet kavramlarını sorgulatan etkileyici bir roman. Distopya sevenlerin ilgisini çekecek, okuduktan sonra üzerine düşündürecek bir eser.
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma