Kendi kendine "Tanrım! Ne pahasına olursa olsun altın!" diyordu. "Altın, bu insanlara diz çöktüren tek güçtür." Vicdanı ona, hayır, diye haykırdı, altın değil şan şöhret, şan şöhret de çalışmak demektir! Çalışmak! David'in sözüydü bu. "Tanrım! Neden buradayım? Ama başaracağım! Bu caddeden arabayla geçeceğim, arkasında hademesi olan bir arabayla! Espard markizlerine sahip olacağım!" Bu çılgınca düşünceleri içinden geçirirken, Hurbain'in lokantasında iki franka akşam yemeğini yiyordu.