Alman bir akademisyenin doktora tezinin kitap haline getirilmesiyle bu eser karşımıza çıkmaktadır. Okurken canınızı sıkabilecek noktalardan birisi, kitapta çok fazla gramer ve imla hatalarının yer almasıdır.
Eserin konusu, yuvarlak olarak 700-1100 yılları arasında kuzey-doğu İrandaki kelam anlayışı ve bu anlayışın nasıl ve kimler tarafından şekillendiğidir. Kitap, Ebu Hanife geleneğinden başlayarak Maturidi'yi de içine alacak şekilde ve odak noktası Maturidi kelamı olan bir çalışmadır.
Akademik dil kullanılmıştır, sıkıcıdır ama akademisyen tarafsızlığını ve araştırmacılığını bu eserde gözlemleme fırsatınız olacaktır. Döneme damgasını vurmuş ekoller, alimlerin isimleri, eserleri ve bu eserlerin kritiği ve mukayesesi gibi noktalarla kitap, tuğla haline getirilmiştir.
Özetle ben kitaptan istifade ettim, yukarıda bahsettiğim hususlar hakkında tabiri caizse bir ders kitabı okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Zira Maturidi bir yanda Ehl-i hadis'in talep ettiği şekilde Tanrı'nın her şeyden tamamen bağımsız ve özgür/hesap sorulamaz olduğunu anlatırken, diğer yanda ise Mu'tezile'nin rasyonel anlayışı çerçevesinde Tanrı'nın eylemlerinin anlaşılmasına imkan sağlamıştır.
...Maturidi'nin düşüncesi burada da oldukça rasyonel olmaktadır. Bu husus şudur: Tanrı şayet "arş" ile ilişkilendirilmişse bu ilişkilendirme, Onun yüceliği ve azameti dolayısıyladır. Oysa Yaratıcı, insanlar ve arş dahil, her şeyin üzerinde olduğundan onun yüceliği ve azameti insanlar ile ortak olan bir nesne, yani arşla ta'zim edilmiş ve yüceltilmiştir.
...örneğin bir şeyin herhangi bir zamanda oluşacağını Tanrı'nın her zaman bildiğini söylemekteyiz. Ya da olacağını bildiği bu şeyi her zaman irade ettiğini iddia etmekteyiz. İşte bunun gibi O, belli bir zaman diliminde yaratılmışlar olarak var olacaklarını bildiği ve irade ettiği nesnelerin her zaman Yaratıcısı durumunda idi.