Roman, bir erkeğin Müzeyyen’e duyduğu tutkulu ama karşılıksız aşka odaklanır. Anlatıcı, Müzeyyen’i gerçekten tanıyıp tanımadığını bile bilmeden ona bağlanır; asıl aşk, kadından çok onun zihninde yarattığı Müzeyyen imgesinedir. Hikâye boyunca anlatıcı; aşk, yalnızlık, erkeklik, cinsellik ve toplumla kurduğu ilişkiyi iç monologlar ve dağınık düşüncelerle sorgular. Müzeyyen çoğu zaman uzakta, belirsiz ve ulaşılmazdır. Roman, klasik bir aşk hikâyesinden ziyade, takıntı, arzu ve insanın kendisiyle yüzleşmesi üzerine derin ve ironik bir anlatı sunar.
Şimdi kitabı ben yazdım diye demiyorum ama çok sert ve melankoli bir kitap oldu varoluşsal sorunlar yaşıyan Lara ailesinin soyadı altında varlığını yitirip yeniden kimlik kazanmasını anlatıyor sonuçta hepimiz bir kere de olsa fırtınanın ortasında kalmışız dir Lara o fırtınanın içinden çıkıp onun gibi kenarda kalmış itilmiş ve dışlanmış insanların hepsine umut oluyor günün sonunda Lara ailesinin isminin çok önünde önemli bir ressam oluyor .