Yaşamak insanın özgürlüğü değil midir? Peki ya öleceğini bile bile yaşamaya devam etmek? Eserde bir mahkûmun ölüm cezasına çarptırılması ve sonrası anlatılır.Victor Hugo o mahkûmun yerine sizi koyar.Adeta dört duvar arasında gibi hissedersiniz kendinizi.Vücudunun bütünlüğünün önemi ve özgürlüğün değerini anlarsın.Giyotine gidene kadar düşünürsün.Yaptıklarından ya da yapmadıklarından pişman olursun.Anıların canlanır gözünde.Senin ölümün aynı zamanda yakınlarının da ölümüdür.Mahkûmun kızının onu tanımaması ,karısının ve annesinin hastalanması... Yaşamından kopmuş olan umutlarını ve hayallerini giyotine gömer.Bir insan bir insana bunu yapar mı? Topluma , devlete sitem niteliğindedir bu eser. Manevi acının yanında fiziksel acının önemi mi var.kısacası özgürlüğünüzün tadını çıkarın çünkü her insan zamanı belli olmayan bir ölüm cezasına çarptırılmıştır...