Her halk ruh haline göre içinden ya büyük şahsiyetleri ya da değersiz insanları çıkarıp iktidara getirir. Halkın kendisinde değer diye bir şey var mıdır? Ya da yok mudur? Halkın zihni, iradesi, vicdanı gelişmekte midir? Yoksa çürüyüp zehirlenmekte midir? Hayatını sefil hatta utanılacak bir şekilde mi tüketmektedir?
Halk içinden çıkan her büyük şahsiyet yakıcı özelliğe sahip bir büyüteçtir. O, halkının tüm iyi güçlerini, zekasını kendi kişiliğinde toplayarak hem kendi halkını hem de diğer halklara ait milyonlarca insanı alevlendirir.
Ancak gökyüzü bulutluysa, atmosferde güneş ışınları yoksa hiçbir büyüteç kar tanelerini eritemeyecek, su damlalarını ısıtmaya gücü yetmeyecektir.
Gerek kimi devletlerdeki yıkımın veya ağır sarsıntıların acı örnekleri gerekse de diğer halkların hayat tarzlarındaki uyum ve düzenin parlak örnekleri sadece o ülkenin bakanları, kralları ya da milletvekilleri gibi birkaç siyasetçiyi ilgilendirmemelidir. Bunların halkın her üyesini, her vatandaşını ilgilendirmesi gerekir..
Tarih, kimi devlet ile halkların hüzünlü kaderi üzerinde korkunç kehanetler yazdığı gibi, kimi devletlerin gelişmesinde bize öğretici örnekler sunmakta; toplumsal hayatın nasıl ve hangi yöntemlerle sağlamlaştırılacağını, büyük halk kitlelerinin iki ayaklı hayvan sürüsü veya büyük bir karınca yuvası olması yerine, akıllı ve üretken bir hayatın yaratıcısı, büyük bir sanatkâr olmak için nasıl eğitildiğini göstermektedir.