Eğer kafanızda alacağınız kitaba dair bir fikir yoksa,kitapçıya girince bakar beğenirim diyorsanız kandırılmaya mahkumsunuzdur.Çünkü vitrinler kararsız bireylerin yöneticisidir.Ben de nadir olarak kararsız girenlerdenim.Belki fazla seçeneğin yarattığı bir seçeneksizlik ve ya seçememezlikten olsa gerek ilk defa göz göre bu ticari tuzağa,bu reklam zekasına,kitap ismindeki kelime oyununa kandım.Kitaba bakıyorsunuz ilk bakıştı ismi çekiyor sizi istemsizce "Kısa Öykü" "Büyük Usta" dolaylı tezatlığı resmen bilincinize oynuyor.Kısa yoldan büyük ustaları tanıma mantığı.Beyin kandırılmaya ayarlanmışsa geri kalan yalanları size kendi beyniniz uyduruyor.Söz gelimi 3ü 1 arada ürünler gibi düşünün tek fiyata üç seçenek bir arada,toplu indirim.İşte ticaret bu,işte kapitalizm,işte reklamcılık bu...Edebiyat değil düpedüz reklamcılık.Güzel bir kapak tasarımı,çekici bir kitap ismi,dışarıdan akademik gibi görülen bir çalışma.Şimdi daha da açalım örneği.Kısa Öykünün Büyük Ustaları büyük harflerle yazılıp gözünüze sokulmuş.Aslında kitabın tam ismi "İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları" şeklinde.Ama siz tabi ilk kısmını gözden kaçırıyorsunuz,küçük yazılmış çünkü;ilk bakışta çemberin daraldığını farkettirmek istemiyorlar,çünkü size daha geniş perspektiften fikirler yakalayacağınız fikrini aşılamak istiyorlar.Söz gelimi dışardan akademik bir çalışma olduğu hissi veriyorlar fakat önsözü açtığınızda bunun çevirmenin seçkisi olduğu,çocukluktan aklında kalan hikayeleri özensizce derlediği görülüyor.Özensiz dediğime bakmayın sıralama yapmayı çok iyi biliyorlar,mesela kapakta "JAMES JOYCE,Wirginia Wolf,Jack London" gibi yazarlar gözünüze sokulup en üste koyulurken,tanınmamış yazarlar en alta küçük harflerle dizilirken,kitabı açtığınızda tanınmış yazarları en sona bırakarak