Ülkü U.Ü.

Ülkü U.Ü.
@okuma_ulkusu
Endüstri Mühendisi
Kocaeli Ünv. Endüstri Müh.
39 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitaplar
Puan vermedi·128 syf.··
2024 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2024 09:44
Peyami Safa'nın en ünlü romanlarından biri olan Fatih Harbiye, 1931 yılında, tam da Türkiye 'nin Doğu-Batı ikileminde bocaladığı dönemde yayınlanmış. Romanı hem sevdim hem de sevmedim desem, "Nasıl yani?" diyeceğinizi bildiğimden, iki duygumun da YANİ' sini açıklayayım. Romanı sevdim. Zira Safa'nın edebi üslubu, her eserinde olduğu gibi bu romanında da okuyucuya keyifli bir okuma zevki sunuyor. Betimlemeler, tasvirler, karakterlerin psikolojik analizleri, iç sesleri, diyaloglar, kullanılan dilin zenginliği ve yetkinliği açısından, yani yapısal anlamda harika bir roman. Romanı sevmedim. Zira, biçimsel yönden ortaya konan bu harikuladeliğe hiç yakışmayan bir "Yazarın fikri yanlılığının romanın her sayfasında bas bas bağırıyor olması" durumu var, ki bunu böyle usta bir yazarın romanında görmek, bana bunu sanki bile-isteye yaptığını düşündürdü. Batılılaşma hakkındaki fikirlerini o yıllarda fıkra, makale ve denemeleriyle zaten ortaya koyabildiği halde, bu düşüncelerini "anlatıcının tarafsızlığı ve nötrlüğü" ilkesini çiğnemek pahasına, bir de romanla okurun gözüne sokmaya karar verdiği anlaşılıyor. Öyle ki, daha romanın başında, Fatih ile Harbiye arasındaki savaşın sonunda Fatih'in Harbiye'yi fethedeceğini harbi harbi biliyoruz. Halbuki okur olarak bunu bilememeliyiz. Doğunun temsilcisi olan Şinasi'nin, güçlü, nantıklı ve mükemmel karakteri sayesinde , Batının temsilcisi olan, zayıf, duygusal ve histerik yapıılı Neriman'ı altedeceğinden emin olarak okuyoruz romanı. Hele romanın sonunda zavallı Neriman'ın, hepsi erkeklerden müteşekkil bir mecliste, sinir krizi geçirecek kadar hırpalanması sahnesi var ki ; "Yuh artık" diyor insan... O devirde, bir kadın olarak, kırılgan ruhu, Şinasi'nin zaafltan azade çizilmiş karakterinin yanında, kendisinin utanılacak şeylermiş
Roman
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Yayınları · 199957,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.··
2024 8. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2024 02:25
"Sur Kenti Hikayeleri" ile tanıdığım ve kalemini sevdiğim Ali Ayçil'in, deneme türündeki bu kitabını da keyifle okudum. Tıpkı hikayelerindeki gibi denemelerinde de şiirsel bir tat, naif bir üslup var. Okuruna " Sen de çevirdiğin sayfalarda kendin dahil bazı tanıdıklar bulacaksın " diyor ve bu iddiasında haklı çıkıyor. Bu tanıdıklardan, sadece insanları değil, günleri, mevsimleri, şehirleri, kuşları, ağaçları, kitapları kısacası hayatımıza değen herşeyi kastettiğini, sayfalar ilerledikçe anlıyoruz. Bu hikaye tadındaki denemelerinde, hayatın dikenli yollarında yürürken, dikenlerin çizdiği yerlerini gösteriyor yazar ve aynı çiziklerin kendisinde de olduğunu farkeden okuyucu, işte bu yüzden birçok cümlenin altını çiziyor. Hepimiz çıraklık dönemimizi binlerce çizikle tamamlayıp, yalnızlık, hüzün,ayrılık, hayal kırıklığı, ihanet, vefasızlık gibi sayısız acının ustası olarak göçüp gitmiyor muyuz bu dünyadan? Nadiren konuşabilerek, bazen konuşmak isteyerek ama genellikle de hiç konuşamayarak geçip gidiyoruz. Sustuklarımızı yazan Ali Ayçil gibi USTA'ları okumak da ruhumuzun tesellisi oluyor.
Deneme
Usta Konuşmak İstiyorAli Ayçil · Dergah Yayınları · 2020319 okunma
Puan vermedi·145 syf.··
2024 2. kitabı
·
179 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2024 01:24
Şimdiye kadar okuduğum kitaplar içinde, açık ara, "yorum yazmakta en zorlandığım" kitap oldu "Tuba"... Emre Karadağ, Tuba için "Yaşamöyküsel Bir Karalama" diyor. İçinde yaşam da var, öykü de var, karalama da var. Ama aslında tüm bunlardan çok daha fazlası var. Birkaç kişinin yaşam kesitlerinin öyküleştirilmiş anlatımı da diyebiliriz, birkaç kişinin yaşamının içinden birkaç öykünün çıkartılıp okuyucuya ikram edilmesi de diyebiliriz. Fakat bu ikram, o kadar farklı bir SUNUM ile okuyucunun önüne konuyor ki, siz sunumun şekline hayret ederken,, ikram edilenin lezzetini kaçırıyorsunuz. Sonra bunu farkedip, tadını almak için okuduğunuz yeri tekrar okuma ihtiyacı duyuyorsunuz. Yani bir elinizle Hayret'e, bir elinizle Gayret'e tutunup, öyle okuyorsunuz TUBA'yı.. Kitabın ortasına geldiğimde, başa dönüp yeniden başladım ve bu döngü tam dört kez tekrarlandı (Sisifos'un kısır döngüsünden ben de payımı almıştım). Hemen başa döndüğüm de oldu, araya zaman koyduğum da... Ama her döngüde mutlaka yeni bir nüans farkettim. Birçok anlatıcının, birçok türde, birçok olayı ve duyguyu anlattığı TUBA, yedi ana başlık altında ve 145 sayfada söylüyor söyleyeceğini. Fakat sanki bunlar, bir buzdağının görünen yüzü gibi... Aslında daha fazlasını, yazılmayanı da okuyorsunuz ve buzdağının görünmeyen yüzü ile yüzleşiyorsunuz. Altı bölümde buzdağının görünen kısmı anlatılıyor. Yedinci bölümün başlığı ise DİNLENME ve bu başlığın altında yazılı bir metin yok. Siz o başlığın gölgesinde ister dinlenerek oturun, isterseniz de buzdağının görünmeyen yüzünü, o başlığın altında siz anlatın. TUBA, bir kitap olarak da buzdağının görünen kısmı olarak değerlendirilebilir.O buzdağının görünmeyen kısmında, yazarın Edebiyat, Mitoloji, Teoloji başta olmak üzere farklı alanlardaki bilgi birikiminin
TubaEmre Karadağ · Barış Kitabevi · 20236 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2023 7. kitabı
2006 da yayınlanan ve Avrupa'da çok satanlar listesine giren bu felsefi romanda, Rus edebiyatı ve Japon sineması tutkunu, müzik ve felsefe meraklısı, 54 yaşındaki bir  kapıcı kadın ile, son derece zeki, üstün yeteneklere sahip, içe dönük ve yaşgününde intihar etmeyi planlayan 12 yaşında bir kız çocuğunun, sınıflar ve nesiller ötesi dostluğuna şahit oluyoruz. Birbirine hiç benzemeyen hayatlardan gelen, mekansal, kültürel ve zamansal boyutta hiçbir ortak paydası olmayan, doyurucu ilişkiler kuramamış bu iki  insanın, ruhlarının benzerlikerini keşfettikçe yakınlaşmaları, yakınlaştıkça birbirlerinin hayatlarına dokunmaları ve bu dokunuşların, sihirli bir el gibi yaşamlarını nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Diyaloglardan çok içsel konuşmaların baskın olduğu romanda, toplumun önyargıları, statülere verilen önem, gündelik hayatın monotonluğu içindeki anlamsızlık,  yüzeysel ilişkiler ve  hakim olan hiyerarşik sistemin, hassas ruhları nasıl da "görünmez" olmaya ittiği ve yalnızlaştırdığı öyle naif bir üslupla işlenmiş ki, bu anlamda kitabın isminin çok isabetli bir seçim olduğunu düşündüm. İç dünyası derin olan her insan, dış dünyadaki sığlıkta boğulma tehlikesi ile karşı karşıya değil midir? Böyle insanların, boğulmamak için, kendi içlerine  dalmaktan ve kabuklarına çekilmekten başka çaresi kalmaz . Kapıcı Renée 'nin "görünmemek" için gösterdiği çabayı, değersiz ve önemsiz farzedilme gayretini, kendimce ancak böyle açıklayabilirim. Kitap, 2009 yılında "Yaşamaya Dair" ismiyle filme de aktarılmış. Okuyarak dokuyacağınız güzel günleriniz ve yıllarınız olsun
Edebiyat & Roman
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Usta çevirmen Celal Üster'in, kitabın önsözünde  belirttiği gibi; " Kendi okurluk deneyiminden doğan öznel ölçütlerle derlenen bir öykü güldestesi" olan bu kitapta, İngiliz ve Amerikan edebiyatında, öykü  sanatının 19. yüzyıldan 20. yüzyıla evrilişinden bir kesit sunulmuş. Kitapta yirmi yazardan yirmi öykü yer alıyor.  Jack London, James Joyce, Virginia Woolf, Oscar Wilde, Edgar Allan Poe, Herman Melville  gibi bildiğim  yazarların dışında, şimdiye kadar hiç tanışmadığım, adına ilk kez bu kitapta rastladığım yazarların öykülerini de okuma fırsatı sunan seçkide çok iyi öyküler var. Öykülerin içinde numaralandırılmış dipnotların  açıklamaları, kitabın sonunda yer alıyor. Kitabın sonuna ayrıca, yazarlar  hakkında kısa bilgi ve açıklamalar içeren bir bölüm eklenmiş.  Gerek bu bölüm, gerekse öyküler, bende, hiç tanımadığım birkaç yazarı daha yakından tanıma ve eserlerini okuma isteği uyandırdı.  Bu öykü ve yazarları lsteleyerek,  ilgilenenlere bir kapı aralamak isterim: 1. Harp Malulü (Oliver Goldsmith) 2. Alman Öğrencinin Başından Geçen (Washington Irwing) 3. Papazın Siyah Peçesi- Bir Mesel (Nathaniel Hawthorne) 4. Kedi Resimleri Yapan Çocuk  ( Lafcadio Hearn) 5. Arabacının Koltuğundan  (O.Henry) 6. Mahşerin Üç Atlısı (G.K. Chesterton) 7. Yüzü Dönük (Stephen Crane) 8. Owl Creek Köprüsünde Bir Olay (Ambrose Bierce) Bunların dışında  Savaş (Jack London) ve Gammaz Yürek (Edgar Allan Poe) adlı öyküleri de çok beğendiğimi belirteyim. Farklı yazarlar tanımak isteyen öykü severlere tavsiye ederim.
Öykü
Kısa Öykünün Büyük UstalarıKolektif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,517 okunma
Reklam