• rastgele, herhangi bir sıralama yapmadan, sevdiğim kitaplardan bazılarını aşağıya bırakıyorum. hepsini buraya sığdırma şansım tabii ki yok, fakat görüp merak edip, okumak isteyen olursa diye kendi yorumlarımı da ekledim.

    yabancı - albert camus

    ilk kez bunalımlı bir liseli ergenken okuduğumda, meursault karakterinin fikirlerini kendime o kadar yakın bulmuştum ki, sonradan belki başka bir karaktere bürünsem de, bu benzerliği her anımsadığımda kendime bir durup bakarım. tabii sonradan tekrar okuduğumuzda daha iyi anladık, camus abinin dünya görüşü liseli bir ergenin gündelik bunalımlarına indirgenemeyecek kadar derin, felsefik...

    socrates'in savunması - platon

    devlet'i de çok severim; totaliter bir yönetim biçimini savunsa da, socrates'in iflah olmaz sorgulamalarına, manyakötesi bilgeliğine tavım. yalnız birisi karşıma gelip her söylediğim fikrime karşı emin misin, peki iyilik nedir, tamam iyi hoş güzel dedin de peki bu dediğime ne diyeceksin filan dese ağzının ortasına bir tane vururum gibime geliyor. socrates'in savunması ise bambaşka. savunduğu düşüncelerini son nefesine kadar aynı bilgelikle, aptala anlatır gibi anlatarak ve ölümden zerre korkmadan cesurca son nefesini vermesi beni hep etkilemiştir.

    bilinmeyen adanın öyküsü - jose saramago

    insanın anlam arayışıyla ilgili harika bir kitap. kısacık, 15 dakikada okunabilir. kendimizi, kendimizin dışına azıcık çıkmadıkça bulamayacağımızı ve benliğimizi keşfedemeyeceğimizi anlatıyor. bir nevi uzaklarda arama, çünkü sen içimdesin felsefesi. fakat o kadar tatlı ki...

    aylak adam - yusuf atılgan

    anlattığı kadar anlatış tarzı da fevkalade olan bir kitap. türk edebiyatının ilk postmodern romanlarından. sonrasında birçok benzerini okuduk ama bunun tadı hep bir başkaydı...

    ahmaklığın devrik hali - david foenkinos

    neden bu kadar çok sevdiğimi bilemediğim ama kitaplıkta ne zaman görsem yüzümde mutlu bir tebessüm oluşturan, bende bıraktığı izlenim çok keyifli olan bir kitap. sevgilisinin 30. yaş gününde ona bir kutu sardalya alacak kadar berbat hediyeler seçen bir aylağın, başından geçen inanılmaz keyifli hikayeler diyebilirim özet olarak. oldukça komikti.

    insan olmak - engin geçtan

    okurken beğendiğim yerlerin altını çizmekten yorulduğum için sayfaların ortasına kocaman tik'ler attığım ve çok güzel şeyler öğrendiğim muhteşem bir psikoloji kitabı. okuduktan sonra kendimi ve etrafımda bulunan insanları anlamamı ve günlük yaşantımda algılarımın açılmasını sağlamıştır.

    tüfek mikrop ve çelik - jared diamond

    toplumlar arasındaki gelişmişlik seviyesiyle ilgili alanında oldukça meşhur bir kitap. "neden avrupalılar amerika’yı keşfetti de amerikalılar avrupa’yı keşfetmedi?" bu sorunun yanıtı, "coğrafya kaderdir" sözünde gizli. daha detaylı bilgi için, kendi yazdığım i incelemeye referans vereyim: #43854043

    seks neden keyiflidir? - jared diamond

    yine jared diamond. insanın cinsel evrimiyle ilgili ufkumu açan bilgiler öğrenmemi sağladı bu kitap. jared amca, "seks ilkel dönemde yalnızca üreme içgüdüsü ile yapılırken, zamanla neden sadece zevk için de yapılabilir bir hale geldi?" sorusundan yola çıkarak, kadın ve erkeğin dünyasını anlamamızı sağlıyor.

    katip bartleby - herman melville

    "yapmamayı tercih ederim." bir adam düşünün ki hayat felsefesi bu cümlede gizli. hiçbir şey yapmıyor. dünya yansa umrunda değil. kısacık, fakat tokat gibi çarpıyor.

    görme biçimleri - john berger

    "yaşamak görmekle başlar" mottosundan hareketle, görme eyleminin tüm algılarımızda ne denli büyük rol oynadığını anlatan, hiç anlamadığım resim sanatına farklı bir bakış açısıyla bakmamı sağlayan, her gün defalarca kez maruz kaldığımız reklamların algılarımızla nasıl oynadığını gösteren, harika bir eser.

    beş komünizm - gilles martinet

    sosyalizmle yönetilen beş ülkenin (rusya, yugoslavya, çekoslavakya, çin, küba) objektif bir bakış açısıyla değerlendirilmesinden oluşuyor kitap. 1975 baskısı mevcut bende. sosyalist yönetimlerin başta olduğu beş ülkenin somut pratiklerinden yola çıkarak nerede başarılı olduklarını, nerede başarısız olduklarını anlatıyor.

    kürk mantolu madonna - sabahattin ali

    uzun uzun anlatmaya gerek yok, zaten oldukça popüler. benim bugüne dek okuduğum en iyi kitaplardan biridir ve bana göre insan psikolojisini böylesine muhteşem bir şekilde romana aktarabilmeyi başaran sabahattin ali gibi bir yazara sahip olmamız ülkemiz adına gurur verici...

    mark twain hatırlıyor - thomas hauser

    thomas hauser, amerika'daki beyaz-siyah ayrışmasını olağanüstü leziz bir hikayeyle anlatıyor. muhteşem.

    dönüşüm - franz kafka

    okuyup anladığımda sarsılmıştım. işte metafor, işte sanat, işte yazarlık bu diye evin içinde dönüp durduğumu, her önüme gelenle bu kitabı konuşmaya çabaladığımı anımsıyorum. hayatın gerçeklerini, insanın dünyadaki konumunu bu kadar sert bir biçimde yüzümüze vuran, bu kadar acıklı bir kitap olamaz...

    iyi şanslar - alex rovira & fernando trias de bes

    kitap "şans başarısız olanların bahanesidir." felsefesini güzel bir öyküyle anlatıyor. içinde bulunduğu koşullardan sürekli şikayetçi olanlarla, o koşulları eğip büküp kendi yolunu kendisi çizenlerin arasındaki farkı anlamamızı sağlıyor. neredeyse çocuk denecek yaşta okumuştum ama etkisi halen üzerimde.

    satranç - stefan zweig

    bir oturuşta, sigara molası dahi vermeden, koltuğa çakılarak okuyup bitirmiş ve hayran kalmıştım. sonrasında zweig'ın kitaplarını yalayıp yuttum, adama her seferinde hayran kaldım. hâlâ okumayanlar varsa asla kınamıyor, tam tersine kıskanıyorum onları. tadacakları zevki düşünüyorum...

    tutunamayanlar - oğuz atay

    "hayatımın kitabı" diyebileceğim belki de tek kitap. çocukluğumdan beri içimi kemiren ama kelimelere dökmekte zorlandığım duygularımın oğuz atay'ın kalemiyle eksiksiz bir şekilde tarif edilişi ve benim "evreka!" diye bağırmam, "bu adam benimle aynı kişi" diye düşünmem...

    babam beni şahdamarımdan öptü - ozan önen

    doğumgünü hediyesi olarak gelmişti bana. ismini ilk gördüğümde sen on yedi yaşımsın, sen yirmi yaş dişimsin tarzı ergen kızların okuduğu türden bir şey sanmıştım ama öyle değilmiş. çok leziz, ağızda tatlı mı tatlı bir tat bırakıyor.

    gölgede ve güneşte futbol - eduardo galeano

    uruguay'ın dünyaya ihraç ettiği en güzel şeylerden biridir eduargo galeano. bilenler bilir, futbol kitapları literatüründe oldukça müstesna bir yere sahiptir bu kitap da.

    zorba - nikos kazancakis

    hep zorba gibi hayatı sevmeyi ve ti'ye alabilmeyi istemişimdir. ben onun felsefesine hayran kalmıştım. okumadıysanız okuyun efendim, altını çizdiğiniz her satırda bana da bir teşekkür edin.

    gog - giovanni papini

    harika. okuduğumda papini'nin entelektüel zekasına, yaratıcılığına ve hayata bakış açısına bayılmıştım. şurada kitapla ilgili yazdığım incelemeye de bir göz atabilirsiniz: #46406108

    avluda yüz deve - paul bowles

    üniversite zamanında vizelerden sonra eve dönerken, soğuk ve şehirlerarası bir otobüs seyahatinde verilen bir molada, ikinci el kitaplar satan ufacık bir dükkan görüp içine dalmıştım. kitaplar 1 liradan satılıyordu. evet bir!! deli danalar gibi sağa sola koşturup, kucak dolusu kitap satın almıştım. bu sayede tanıştığım bir kitaptı bu ve ne kadar şanslı olduğumu okuduktan sonra anladım. fas'ta geçen 4 uzun hikaye anlatılıyor kitapta. bu kadar lezzetli bir yazı dili olamaz.

    güvercin - patrick süskind

    kendi halinde yalnız ve düzenli bir yaşamı olan bir adam, bir gün bir güvercin görür ve çocukluğundan beri bastırdığı tüm korkuları gün yüzüne çıkar. 60 sayfalık, viski gibi sek içilip hızlı çarpan, psikolojik yönü ağır basan şahane bir kitap.

    yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar - arthur schopenhauer

    şopın amcanın yaşama bakış açısı beni inanılmaz derinden etkilemiştir. çok karamsar, çok iç bunaltıcı ama o kadar gerçekçi bir adam ki...

    anna karenina - lev nikolayeviç tolstoy

    "roman" denince aklıma ilk anna karenina gelir. tolstoy'un muhteşem bir olay örgüsü yarattığı, kurguyu ince ince işlediği, hayata, topluma, kadın-erkek ilişkilerine ve dine bakış açısını romanın satır aralarına ustalıkla yerleştirdiği ve rus edebiyatı klişeleri başlığında yer alan hemen hemen tüm detayların görülebileceği unutulmaz bir eserdir.

    sağduyu - jean meslier

    nam-ı diğer "tanrısızlığın ilmihali". bundan 6 yıl evvel, üniversite ikinci sınıftayken, din-allah-kitap konularında kafa karışıklığı yaşadığım dönemde bana ilham ve cesaret vermiş, agnostik olmam yolunda bana epey katkı sağlamış bir başkaldırı. neden başkaldırı? çünkü kitabın yazarı jean meslier, ateist olmadan önce rahiplik yapmış bir adam. fakat bir süre sonra dindeki yaratıcı kavramının çelişkilerini fark edip tüm görevlerinden istifa ediyor. 17. yüzyıldan bahsediyoruz...

    nutuk - mustafa kemal atatürk

    bana göre atatürk'ün ve yaptığı işlerin kıymetinin nutuk okunmadan anlaşılması mümkün değil. onun fikirlerini, amaçlarını gerçekleştirme yöntemlerini kendi anlatımıyla okuduğunuzda gerçek bir lider ve vatansever nasıl olunur öğreniyorsunuz.

    şeker portakalı - jose mauro de vasconcelos

    ortaokulda bir defa okuyup, ardından ikinci kez okumaya cesaret edemediğim bir kitaptır bu. bende bıraktığı derin iz o kadar kalıcı ki, hâlâ her ismini gördüğümde ufak bir hüzünlenirim. zeze'nin, portuga'nın ölümünden sonra yaşadığı acıyı "yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden bir şey" olarak tarif etmesi misal, bak yine kötü oldum.

    martin eden - jack london

    en bi' favorilerimden. tarif edilemez güzellikte. yine kahramanında kendimi bulup benimsediğim kitaplardan.