“Olur ya yüreğine ektiğim tohum filiz verir, olur da çiçek açarsa yüreğin, toprak aynı toprak, babanın gönlüne de bir tohum yollarız öyle değil mi?” diye sordu.
“Olur ya yüreğine ektiğim tohum filiz verir, olur da çiçek açarsa yüreğin, toprak aynı toprak, babanın gönlüne de bir tohum yollarız öyle değil mi?” diye sordu.
...
Sabırlı bir şekilde küçük puntolara rağmen okumaya devam ettikçe bir girdaba kapılırcasına kitabı elimden bırakamadım.Kafamada bir sürü soru işareti ile son sayfasına kadar içimde bir merakla ilerledim. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen yazar çok akıcı bir üslupla ustalığını ortaya koymuş ve ‘bir film ya da dizi haline getirilse ‘ çok da güzel izlenir dedirtti bana.
Kitabın başkahramanı Göktan’ın iç dünyası (dünyaları),Pınar’ın hikayesini,Alper’i(Göktan’ın abisi) ve başarılarını, Doktor Selçuk ve adanmışlığını bir de Ali’nin yürek sesini birbiriyle harmanlanmış bir şekilde sayfaları çevirdikçe okuyoruz.
Arkeoloji, tarih, psikoloji(güzel bir araştırma yapıldığı belli)ve pek çok gizemli olaydan bolca bulunan çok başarılı bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Göktan’ın dört farklı karekter barındırıyor olması ve Ambella’nın(Göktan’ın tablo çizerken bedenini zapt eden kadın karekter)dahice çizdiği soyut tablolar, Fransız karekter ve İmanı güçlü bir hatip...Bir annenin koruyucu gücünün görünmez en güçlü bağ olduğunu insanın en derinlerde sabit bir yasa olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Mardin’in tarihi bir senaryoda bir kez daha işlendiğini görmek beni ayrıca çok mutlu etti. Henüz gizemi çözülmemiş ne kadar da olay var. Gelin, bunlardan en ilginç vakayı-Göktan’ın ruhsal analizini ve ‘Bakire Tablolar’ daki sürükleyici olayları birlikte okuyalım.
#okumatif#okumatifyorum
Açıklama çok uzun diye #kitapsrkasını ekleyemedim. Dileyen ekstra ön bilgi sahibi olmak için yazarın oluşturduğu kitap sayfasından inceleme yapabilir.
Keyifli okumalar diliyorum.
İnsan bazen kendini kaptırınca gerçekten somut olarak görmeyi
Öykü-Deneme tarzındaki, ‘Dokuz+Bir’ içerisinde bir tane röportaj da barındırıyor. 1.Öykü:Kafedeki kız
2.Öykü:Üç kafadar
3.Öykü:Bir Yaz Tatili
4.Öykü:Çerçeve
5.Öykü:Yaşamsal Döngü
6.Öykü:Kuzey Rüzgarı
7.Öykü:Agop’un Yeri
8.Öykü:Tadilat
9.Öykü:Düğün ve Cenaze
+
Röportaj 33 soru 33 cevap
Kaleminden buram buram hayatın acı, tatlı o mevsimler gibi esintisini hissederek, tadı damakta bırakırcasına okuyabileceğiniz duygu yüklü bir kitap.Öykülerin hepsi de kısa ve öz. Bitimlerinde koskocaman sandığımız-hayatın kendisi gibi- aslında minicik bir ana kimi zaman sığdırdığımız ve bazen de son ana bıraktığımız o duygular ve mana dolu anlardan arda kalanlar gibi insanın yüreğinde öykünmeden taşıyabileceği derinlikte mısralar, bize en samimi orjinalliğiyle kucaklıyor.
Röportaj kısmında ise yazarımızı tanıyor ve ona yönlendirilen diğer soruların cevaplarını almış oluyoruz.Kim bilir, belki de kaderini kendi elleriyle değiştirebilen tek varlıktır insanoğlu...
Okurken çok ilham aldığım için yine değerlendirme yaparken, kitap özeti değil kendi duygularım ön plana çıkmış olabilir. Olsun. Kitap arkası size yeter o zaman...ben bende bıraktığı ize bakarım. İyi ki okudum. Emeği geçen herkese de ayrıca çok teşekkür ederim.
Bu arada kitabın ‘geliri sokak hayvanlarına mama desteği’ etiketi de taşıyor.
@nevsehirkitapkulubu moderatörlüğünde okuduğum çok güzel bir kitaptı. #dokuz+bir
#sevetyayınevi
#s
ervettayınevi
Kitap kapak tasarımı da ayrıca çok yaratıcı ve sevimli olmuş.Emeği geçen herkesin ellerine sağlık
İstila başladı, ruhparçam.
Kişisel gelişim bölümünden elime aldığımda bu türler için yeni bir isim takılmasını ve ilkokuldan itibaren bu konular üzerinde özenle durulması gerektiğini düşünüyordum.Sonuçta hepimiz bu dünyada yaşıyoruz ve bütünün birer özgün parçasıyız.Uyum ve denge için doğru yerden başlamanın değeri ise paha biçilemez. Ne kadar erken öğrenirsek ‘o’ belirsizlikler içinde yaşamayı, bazen de sanki sebepsizmiş gibi acı duymayı, sakin kalabilmeyi öğrenirsek eğer içinden daha rahat geçeriz yaşamın.Sonuçta sebebini bildiğin bir şeylerle başa çıkmak daha rahattır.Öngörü, bize nasıl hizalanacağımızı, yaşamın içinden akıp geçmemizi ve nerede durmamız gerektiğini hatırlatır.Bunlar da yine ilk gelişim dönmelerinde ve hayatın en kritik anlarında yanımızda ihtiyaç duyduğumuz o yol göstericilerimiz.
Yol, bir adımla başlanan, nefes alış - veriş arasındaki o sürede gizlenen o kısacık yere sığan bir ömür misali.
Metin Hara kendisi ile barışık bir insan olduğunu söylüyor, dalga geçenlere aldırış etmeden Yol’a devam ediyor. @metinhara iyi ki Yol var, iyi ki devam ediyor. Çünkü illüzyonu aşmak bunu gerektirir.#insanagüven ile evrensel bir bakış açısıyla bütün insanlığa kucak açıyor. İyi ki .
Serinin bu ilk kitabında en temel nefesleri ve çalışmaları öğreniyoruz. İnsan bedenindeki enerji blokajlarının altında yatan nedenleri ise yine eğitici ve detaylı, görsel bir anlatımla tek tek ele alan Metin Hara, insanın rahatça anlayabileceği bir anlatımla son sayfasına kadar nazikçe elinizden tutuyor.Ve tabii ödevleri ‘o’ an yapmanız gerekiyor.Ödevler çok basit ve eğlenceli. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın, nasıl bitiyor zaten anlamadım. Şimdiden herkese keyifli