İlk başta kendim de dahil, iletişim kurma becerimizin aslında hiç de gelişmediğini ve aslında çok eksik olduğumuzu kabul etmemizle başlıyor gelişim. Doğru sandığımız ve anlaşılmak için ise gösterdiğimiz çaba acınası bir halde dolayısıyla...İletişim dinleme ile başlar ve şahsen ben de var olduğunu sandığım, o çok kullandığımız -empati- ile devam eder. Bir şeyi çok kullanmamız ve onu tekrar etmemiz onu bildiğimiz ve anladığımız anlamına da gelmez.Aksine sık sık buna sığınmak zorunda kalıyorsak en eksik yönümüz odur zira...Aylardır yanımdan ayırmadığım ve okurken sık sık not aldığım, işaretler koyduğum bir insan olma rehberi, -benim açımdan-bu kitap.Ben sandığım kişinin ne kadar eksik, kusurlu ve ham olduğunu anladım.Ve bir kitap ile kapatılamayacak kadar büyük eksiklikler...Marshall B. Rosenberg PH.D. dünyanın pek çok ülkesine The Center for Nonviolent Communication(Şiddetsiz İletişim Merkezi) kurmuş ve bu konuyla ilgili aydınlatıcı pek çok çalışmaları ülkemizde de mevcut. İnsan olarak hepimiz aynı evrensel duyguları paylaşıyoruz ama anlaşamıyoruz.Çünkü iletişim kuramıyoruz...
Her Söz Bir Penceredir (ya da Bir Duvar)
Öylesine mahkum hissettiriyor ki sözlerin,
Sanki yargıladın beni ve sürgüne gönderdin...
Çekip gitmeden önce mutlaka bilmeliyim,
Gerçekten bu muydu söylemek istediğin?
Savunmaya başlamadan sana kendimi,
Dile gelmeden, acıyla ya da korkuyla,
Sözcüklerle bir duvar örmeden aramıza,
Doğru mu duyduğum, bir daha söyle bana.
Her söz bir penceredir, ya da bir duvar,
Mahkum da eder kişiyi, azat da eyler...
Konuşurken ve dinlerken ben,
Sevginin ışığı aksın içimden, izin ver...
Pek çok şey var söylemem gereken,
Ve onlar öyle önemli ki benim için...
Anlatamazsam sözcüklerle derdimi,
Özgürleşmeme yaradım eder misin?
Eğer seni yermiş gibi göründüysem,
Eğer