“Dikkatsizlik ya da dalgınlık çok insanda zamanla sürekli bir karakter özelliğine dönüşür. İkide bir öyle insanlara rastlarız ki, kendilerine belirli bir iş verilmiştir, ama şu ya da bu şekilde yadsırlar bu işi ya da üstünkörü yapıp çıkarır ve bu davranışlarıyla başkaları için bir yük oluştururlar. Dikkatsizlik, karakterlerinin kalıcı bir özelliğine dönüşmüştür, kendilerinden bir işe el atmaları istenir istenmez, sesini duyurur hemen.”
“Güçlülüğe karşı ilgisinin yerini bir başka ilgi almadığı sürece, göstereceği dikkat bir türlü frenlenemeyecektir. Özellikle çocuklarda açıkça gözlemleriz bu durumu; saygınlık elde etmek söz konusu olunca hemen dikkatleri çalışır; ama ortada kendilerine yarar sağlayacak bir durumun bulunmadığı duygusuna kapıldılar mı, çarçabuk sönüp gider dikkatleri. Bu konuda alabildiğine değişik ve ilginç durumlarla karşılaşabiliriz.”
“Bir kimsede dikkatin uyanmasını sağlayan en önemli etken, sağlam bir temele dayanacak ‘ilgi’dir. İlginin yeri, dikkate göre ruhun çok daha derin bir katmanıdır. Nerede ilgi varsa, dikkat de doğal olarak orada demektir, eğitimden yararlanılarak uyandırılmasına gerek kalmaz.”
“Oyun, çocuğun ruhsal gelişimine ayrılmaz biçimde bağlıdır. Adeta mesleki uğraşıdır çocuğun ve gerçekten bu gözle görülmesi gerekir. Dolayısıyla, çocuğu oyun oynarken rahatsız etmek, hiç de bağışlanacak bir davranış değildir. Oyunla harcanan zamana, hiç de boşa gitmiş bir zaman gözüyle bakılmamalıdır. Gelecek için hazırlanma amacı dikkate alınırsa, her çocuğun daha çocuk yaşta, ileride sergileyeceği büyük insanın kimi özelliklerini içerdiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden, üzerinde bir yargıya varmak istediğimiz kimsenin çocukluğunu öğrenmemiz, işimizi büyük ölçüde kolaylaştırır.”