“Herkes bir ize, bir resme , başkasının bir haline aldandı. Asıl tehlike zaten kötü olan ve bilinebilir kötüler değildir ki, kanmak asıl, iyiye ve başka zannedilene kanmadır” Şule Gürbüz
Yani işler ne kadar kötüyse, o kadar iyi demek istiyorsunuz?.. Sizi anlıyorum Varvara Petrovna. Tıpkı dindeki gibi diyorsunuz insan ne kadar zor koşullar altında yaşıyorsa ya da halk ne kadar ezilmiş, bitkin, yoksulluk içindeyse, o kadar büyük bir inatla cennette ödüllendirilmeyi bekler; hele bir de bu arada yüz bin papaz, din adamı, vs. birtakım spekülasyonlarla onların bu hayallerini kışkırtacak çalışmalar yürütürlerse...
Kısacası bütün bunları Nikolay Vsevolodoviç yönünden bir tür şımarıklık ya da vaktinden önce yorulmuş bir insanın fantezileri olarak görebiliriz, hatta Kirillov'un dediği gibi her şeye doymuş birinin, çatlak bir topal kızı ne hale getirebileceğini görmek için başlattığı bir çalışma olarak bile adlandırılabilir bu. "Siz," diyordu Kirillov, Dünyanın bu en zavallı yaratığını, ömrünün sonuna dek dövülüp, aşağılanacak bu topal biçareyi bile bile seçtiniz; onun size ölümüne bir aşkla bağlanacağını çok iyi biliyordunuz. Şimdi de ona sunduğunuz masalla zihnini tamamen allak bullak ediyorsunuz, sırf sonunda ne olacağını merak ettiğiniz için!