İçi tamamen, etrafında aşılmayan bir duvarla ayrılmıştı. Yani gönülden gönüle giden ve insan saadetinin hakiki manasını ifade eden bir temasa kavuşmuş değildi. O zamana kadar, içindeki bu aşılmaz duvar içinde varlığı daima bir şey bekler gibi bekler, kendi cinsine ait olmayan hayvanlar arasına düşmüş bir hayvan yavrusu gibi gariplik duyardı.