Kimsesi yoktu; varlığını ya da yokluğunu umursayan, onu olduğu gibi seven tek bir kişi bile yoktu. Normalde, ona biçilen asker rolünü oynarken bu Dante'nin umursayacağı belki de son şey olurdu. Ama Dante şu anda, bu hamamda, bu dünyada, tamamen yalnız hissederken tek istediği şey, birinin ona sıkıca sarılması ve her şeyin yoluna gireceğini söylemesiydi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Gel buraya, hadi." dedi adam, başını hevesle sallayarak.
"Gerek yok."
Arm, sağlam koluyla ensesini kaşıyarak öylece durdu. Bu iş, haddinden saçma bir hâl almaya başlamıştı zaten.
"Gerek var. Bu yorgun ihtiyarı, bir gecede fazlasıyla üzdünüz. Gelip bana sarıl da başımı yastığa koyduğumda, bu üç delikanlının arkasını kollayacağını bilerek uyuyayım." dedi doğruca. Arm, adamın içten gözlerine bakarak yutkundu.
İki adımda, adamın göbeğinden kalana yaslandı. Adam, bir eliyle onun da başını okşadığında, Arm'ın burnunun direği sızladı. Demek koşulsuzca kabullenilmek, böyle bir histi. Ve bir babanın şefkati de bir annenin merhameti kadar tatlı olabilirdi
"Zira hayat bazen inatçı bir çamur birikintisidir. Yeri gelir düşer yeri gelir kalkarız ama vakti gelir, karşımıza tertemiz bir göl çıkar ve işte o zaman anlarız temizlenme vaktinin geldiğini. Hayat sana çamuru da verir suyu da. Seni düşürür de kaldırır da. Sen yeter ki devam et, çamurun sonu zaten çıkacak suya."