okurhanım

okurhanım
@okurhaniim

okurhanım

, bir kitap okudu
Puan vermedi·440 syf.·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 13:42
·
2026 10. kitabı
Ayfer Tunç
8/10 · 7,2bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·1576 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 18:18
Esselam-u aleyküm. ​“İnsan tanıdıkça sever...” derler; bu sözün hakikatine Darir Efendi’nin satırlarında bir kez daha şahitlik ettim. ​İslam literatüründe oldukça kıymetli ve tarihî bir yere sahip olan, Kadı Mustafa Dârîr Efendi’nin kaleme aldığı Türk edebiyatının ilk Türkçe Siyer-i Nebî’si iki ciltten oluşmaktadır. ​Bu iki ciltte, okuduğumuz diğer siyer kitaplarından çok daha farklı bakış açıları yer alıyor. Kitabın dili sade ve okunması oldukça kolay. Siyer üzerine çokça okuma yapmama rağmen, içerisinde ilk defa karşılaştığım bilgiler oldu; oldukça kapsamlı bir eser. ​Efendimizin ﷺ kutlu doğumu ve o döneme ait mucizevi olaylardan Medine dönemine kadar uzanan, çok daha detaylı ve derinlikli bilgiler bizi karşılıyor. Adeta derinlemesine bir bilgi hazinesi... ​Okumaktan büyük keyif aldığım, gönlüme dokunan bir eser oldu. İstifadesi bol olsun. Allaha emanetsiniz. 17 Şevval 1447/ 2026
Peygamberimizin (s.a.v) Hayatı (2 Cilt Takım)Kadı Mustafa Darîr Efendi · Misvak Neşriyat · 202511 okunma
Kulübenin önünde fotoğraf çekiliyoruz. Heidegger'in elin-de tırmıkla olan fotoğrafına nazire yapmak geliyor içimden. Otuz üçlük siyah abanoz tespihimi çıkarıp Heidegger'in tam durduğu yerde poz veriyorum. Manasını idrak eden için tırmık da tespih de zikre, tezekküre, tefekküre, düşünmeye, hatırlamaya ve anmaya vesile olur diye düşünüyorum. Yeter ki insan etrafındaki şeylerle, araç gereçle, alet edevatla, Varlık'ın farklı tezahür hâlleriyle nasıl ilişki kuracağını bilsin. Heidegger'in Kulübesine Yolculuk
Kulübenin önünde fotoğraf çekiliyoruz. Heidegger'in elin-de tırmıkla olan fotoğrafına nazire yapmak geliyor içimden. Otuz üçlük siyah abanoz tespihimi çıkarıp Heidegger'in tam durduğu yerde poz veriyorum. Manasını idrak eden için tırmık da tespih de zikre, tezekküre, tefekküre, düşünmeye, hatırlamaya ve anma-ya vesile olur diye düşünüyorum. Yeter ki insan etrafındaki "şey"-lerle, araç gereçle, alet edevatla, Varlık'ın farklı tezahür hâlleriyle nasıl ilişki kuracağını bilsin.
Her vaktin ken­dine has bir hâli var. Sabah vaktinin tazeliği, ikindinin yumuşak ışığından farklıdır. Öğlenin dik ışığı, gurup vaktinin yumuşak ve sükûnet verici hâlinden farklıdır. İnsan her vaktin farklı hâllerini bilmeli ki vaktin bereketini yaşayabilsin. Monoton ve tek tip hâ­le gelen her şey dokusunu, detayını, tınısını, rengini kaybediyor. An, vakit, zaman, gün, gece, gündüz, dehr, sermed, ebediyet kav­ramları üzerinde düşünüyorum. “Zaman, sonsuzluktan dünyamı­za bırakılmış bir katre. Vaktini boşa harcayanlar sonsuzluğu inci­tirler...” diye mırıldanıyorum kendi kendime.