Güney Kore çok satanı olmayı hak eden bir kurgu. Açıkçası kitap bittiğinde tek isteğim biraz daha uzun sürmesiydi. Sanırım bu türe gerçekten bayılıyorum.
Hikaye babasının ölümünden sonra annesinin sahaf dükkanında hafta sonları çalışan Eunhu ile başlıyor. İşlerin yolunda gitmemesi, okul ve geçim derdi onu farklı part-time işlere sürüklerken son işinden ayrıldığı bir gün hayatı bambaşka bir yöne savruluyor. Okuldan düşünceler içinde çıktığı bir anda onu sürekli takip eden gizemli bir kargayla karşılaşıyor. Cebinden babasından yadigar aynayı çıkarıp kargaya tuttuğunda karga aynayı kapıp kaçıyor. Eunhu, aynasının peşinden bir depoya giriyor ve aynamı verirsen her istediğini yaparım dediği anda kaderini mühürleyen bir kan yemini başlıyor.
Elinin kesilmesiyle Sara (Karga) ile yapılan bu yemin Eunhu’yu başka bir boyuta sürüklüyor. Gözlerini açtığında kendini Profesör Do’nun Göz Kliniğinde buluyor. Burası sıradan bir klinik değil gelen hastaların yalnızca gözlerini değil, ruhlarının kilosunu ve rengini de ortaya çıkaran özel bir yer. Profesör Do’nun tedavileri büyüleyici ama bedelsiz değil. Her iyileşmenin karşılığında hastaların en çok istedikleri şey onlardan geri alınıyor.
Eunhu, Sara ile yaptığı kan yemini yüzünden bu klinikte çalışmak zorunda kalıyor. Karşılığında hem aynasını geri alacak hem de emeğinin ücretini. Ancak olaylar burada da durulmuyor. Okulun popüler çocuğu Siwoo’nun Eunhu’yu takip etmesi ve bir anda fenalaşması onu kliniğe götürmesine sebep oluyor. O sırada yaralı bir şekilde gelen Profesör Do, hastayı ancak onların tedavi edebileceğini söylerken, Do’nun yardımcısı Mina, tedavi edilmezse Siwoo’nun öleceğini ve çözümün ancak Pers ile mümkün olabileceğini söylüyor.Fakat Pers son derece tehlikeli insan ruhuyla beslenen bir varlık. Yani şöyle düşünün insan