Merhaba efendim
Bugün size bir çocuğun yaşamından bahsederken bir yandan da çevresindeki olaylar yüzünden ne kadar olgunlaşmak zorunda kaldığı bir eseri tanıtmak istiyorum.
İçimdeki yabancı : Mehmet Ankara’nın derme çatma evlerinde yaşamlarını sürdüren bir ailenin oğludur. Babası ve annesi sürekli kavga ederler. Çekilmez derecede olan annesi, sevgisini hiç bir zaman aile üyelerine göstermediği gibi çokça da dövüp aç bırakır çocuklarını. Kısacası psikolojik sorunları vardır. Belki yoksulluktan belkide öyle gördüğünden….
Abisinin pis işlere bulaşması aileyi tamamen bunaltmış ve yaka silkmişlerdir. Fakat ne mümkün akıllanması ?
Mehmet böyle bir ortamda yaşamını devam ettirmek istesede çocukken (diyorum dikkatinizi çekmek isterim hala çocuk) resim öğretmeninin yaptığı bir davranıştan dolayı okuldan uzaklaşır. Okumak istediği canını dişine taktığı koşarak gittiği okulundan ayrılır.
Ailenin sevgisiz oluşu, Mehmet’in kötü yollara düşmek istemeyişinin çırpınışları daha neler neler göreceksiniz bu eserde.
Okurken hüzünlendiğim bu eseri okumanızı tavsiye ediyorum .
Bir kaç da alıntı bırakmayı çok isterim
-Hüzünle yoğrulmuş , kederle harmanlanmış ruhu yorgun bu bedeni, kabuk ederse toprak eder ancak.
-Parayla cehalet bir araya gelirse orada şenlik başlar
-Eğer hayat sadece sevinçle dolu olsaydı hiç bir zaman sabırlı olmaya tahammül edip beklemeyi öğrenemezdik.
Sevgi, kitap ve hoşgörüyle kalın